|
Günlük yaşamda, çok beğendiğimiz, takdir ettiğimiz durumlarda ‘mükemmel’ veya ‘fevkalade’ sözcüklerini kullanırız. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘mükemmel’in karşılıkları ‘eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, şahane’ olarak verilmektedir. Mükemmellik ya da mükemmelliyet de aynı anlama geliyor. (Arapçadan dilimize girmiş) Macmillan Sözlüğü’nde Mükemmeliyetçilik; mükemmelin olduğuna inanma, ona ulaşma çabası ve kişinin kendisi ve başkaları için yüksek standartlar belirleme eylemi olarak tanımlanmaktadır. Araştırmacılar mükemmeliyetçiliğin olumlu ve olumsuz yönleri ile çok boyutlu bir kavram olduğunu söylemektedirler. Hamachek, mükemmeliyetçiliğin, normal ve nevrotik mükemmeliyetçilik olmak üzere iki boyutundan söz etmektedir. Normal mükemmeliyetçiler, yüksek kişisel standartlara sahiptir ve mevcut durumun gereklerine göre esnek tavır gösterebilirler. Belirledikleri yüksek standartlara tam ulaşamasalar da bundan doyum sağlayabilirler. Nevrotik mükemmeliyetçiler ise yüksek kaygı ve başarısızlık korkusuna sahiptirler. Onlar çabalarından zevk almazlar çünkü hiçbir şeyin yeterince iyi olmadığını düşünürler. Bu yaklaşıma göre başarı ve başarı motivasyonu mükemmeliyetçiliğin olumlu boyutuyla ilgilidir. ‘Mükemmeliyetçilik öğrenilmiş bir motivasyondur’ görüşünde olanlar bu motivasyonun kişinin kendini başarıya göre değerlendirmesinden kaynaklanmakta olduğunu savunuyorlar. Mükemmeliyetçiliğin olumsuz boyutuna bakanlar ise ‘olmayan bir mükemmelliğin çabası insanda karmaşa ve çeşitli psikolojik problemler yaratmaktadır’ diye düşünmektedirler. Adderholdt-Elliot, insanların mükemmellik için çabaladıklarını, çünkü başarı odaklı olduklarını belirtiyor. Missildine ise, doyumsuzluk ve düşük benlik saygısını, mükemmeliyetçiliği oluşturan temel öğeler olarak göstermektedir. İş yaşamında da mükemmeliyetçiliğin verimliliği düşürdüğü ve sağlığa zarar verdiği söylenmekte, ayrıca öz-kontrolü zayıflattığı, kişiler arası ilişkiyi bozduğu ve benlik saygısını düşürdüğü ileri sürülmektedir.(Burns 1980) Bazı araştırmacılar da mükemmeliyetçiliği çok boyutlu olarak ele almış, ancak mükemmeliyetçiliğe olumsuz bakış açısını sürdürmüşlerdir. Hewitt ve Flett mükemmeliyetçiliği patolojik bir olgu olarak ele almış ve mükemmeliyetçiliği, “kendine yönelik” “başkalarına yönelik” ve “sosyal kaynaklı” olmak üzere üç boyutta tanımlamışlardır. Kendisine yönelik mükemmeliyetçilik, kişinin kendisi için gerçekçi olmayan ve ulaşılması imkansız boyutta standartlar belirleme eğilimidir. Bu standartlar kişinin kendisine yöneliktir ve buna kişisel eleştiri ve kendi hatalarını kabul etmeme eşlik eder. Başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik ise bireyin başkaları için belirlediği gerçekçi olmayan standartlara uymasını beklemesidir. Sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik ise bireyin, insanların kendisinden imkansız şeyler beklendiği şeklinde bir inanca sahip olma eğilimidir. Dahası başkaları tarafından onaylanmak için bu standartlara ulaşmak zorunda olduklarını düşünürler. Olumsuz Mükemmeliyetçiliğe Karşı Olumlu Mükemmeliyetçilik Roedell’e göre; mükemmeliyetçilik olumlu ve olumsuz yönde kullanılabilir. Olumlu mükemmeliyetçilik enerjinin başarıya yönlendirilmesini sağlar Kişisel, ruhsal, mesleki gelişimi ve akademik başarıyı sağlar. Bireyde kendinden kuşku ve güven eksikliği oluşursa, kişisel doyum sadece dışsal nedenlere bağlanmışsa, bu olumsuz mükemmeliyetçiliktir ve acı verici olur. Bugün 'rekabet gücü' denilen en önemli güç, ayrıntıda mükemmelcilik ile çok yakından ilgilidir. Her yaptığını daha güzel ve daha doğru yapmak zorunda olan günümüz insanı, tasarımda da daha hızlı olma konusunda acımasız bir yarış içindedir. Özetle insanlar mükemmmelliğe zorlanmaktadırlar. Kişilik özelliklerimiz, bakış açımız, beklentilerimiz, değer yargılarımız ve düşünce biçimimiz davranışlarımızı yönlendiriyor. Başarılı olmak, elinden gelenin en iyisini yapmak, insan olmanın ve gelişmenin en temel amacıdır. Yaşamda; başarılı olmak , istediklerini elde etmek kadar, aksiliklerle karşılaşmak, başarısız olmak da vardır. Birçoğumuz, yaptığımız işte kusursuz olmayı, mükemmel bir iş çıkarmayı, hata yapmamayı isteyebiliriz.İyi bir sonuca ulaşabilmek için bu yaklaşım motive edici olabilir. Ancak sıra değerlendirmeye geldiğinde, sonuç istediğimiz gibi olmadığında, nasıl tepki veriyoruz? Hayata ve olaylara,... “-meli... -malı”larla baktığımızda, kendimizi kalıplara sokmuş oluyor muyuz? Zihinsel yapımız ya hep ya hiç kuralıyla çalışıyorsa, hataya toleransımız yoksa, eleştiriye açık değilsek, çok katı kurallarla yaşamımızı zorlaştırmıyor muyuz? . Silverman “insanın yaşamını belirleyen şey, yüksek seviyedeki beklentileridir” diyor ve ekliyor: “Mükemmeliyetçilik sadece yüksek başarı potansiyeli olan kişilerde görülmektedir” Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmakla mükemmeliyetçilik arasında fark vardır. Mücadele eden, daha iyiyi başarmak için çaba gösterenler başarılı olmak ya da hedeflerine ulaşmak için gösterdikleri bu çabadan zevk alırlar, hatalarını öğrenme fırsatına dönüştürebilirler, hataları, başarısızlıkları ve zayıflıklarını, insan olmaktan kaynaklanan özellikler olarak değerlendirirler. Mükemmeliyetçi kişiler ise hata yapmamak için aşırı kaygı ve kuşku içinde olurlar. Mükemmeliyetçi bireylerin yetişmesinde; eğitim sistemimiz ve yüksek beklentili ailelerin payı büyüktür. Başarısızlığı asla kabullenmeyen, sürekli onay bekleyen, eleştiriye tahammülü olmayan, tatminsiz, özgüvensiz, varoluşunu başarıya yüklemiş bireyler, başarı odaklı değerlendirmeler, çabadan çok sonuca yönelik değerlendirmeler ve hatayı kabul etmemek, mükemmeliyetçi tutum ve davranışların yerleşmesine neden olabiliyor. Çoğu kez, mükemmeliyetçi anne-babaların çocuklarının da mükemmeliyetçi davrandıklarını görüyoruz. Mükemmeliyetçilik, doğuştan gelen bir şey değil, özellikle aileden öğrenilmiş bir kişilik özelliğidir. Çocuk sadece başarılı olduğunda takdir edilip onaylanırsa, bunu içselleştirir. Yetişkinliğinde de kendine verdiği değer, insanların ona verdiği değer kadar olur. Kimler mükemmeliyetçidir? Kendinizin ve başkalarının hatalarını kabul etmekte zorlanıyor, çabadan çok kazanımlara odaklanıyorsanız, başkalarıyla kendinizi veya çevrenizdekileri kıyaslama eğilimindeyseniz, kontrol mekanizmanızı çok sık kullanıyor ve başardıklarınızı yeterli görmüyorsanız, mükemmeliyetçi bir yapıya sahipsiniz denilebilir. Hata yapmaya ve yapılmasına tahammül edememek, kendinden ve etrafındaki insanlardan gerçekçi olmayan yüksek beklentilerin olması mükemmeliyetçiliğin en önemli özellikleridir. Bireyin reaksiyonu ne kadar şiddetli ise kişinin mükemmeliyetçilik derecesi o kadar yüksektir. Kişisel yüksek standartlar koyma, İşyerinde yönetimin beklentisinin yüksek olması, yönetimin eleştiriciliği, düzene aşırı önem verme ve eylemlerden şüphe duyma / emin olmama mükemmeliyetçilik belirtileridir. Mükemmeliyetçilerde görülen özellikler: • Ya hep, ya hiç; biyah/beyaz düşüncesi: Mükemmeliyetçiler olayların karmaşık olabileceğini ve doğru ile yanlış arasında pek çok derece olabileceğini düşünmeden, olayları sadece doğru veya yanlış görme eğilimindedir. Yani siyah ve beyazlar vardı. Grilere yer vermezler. • Süzgeçten geçirme: Mükemmeliyetçiler, seçici bir şekilde davranarak olumsuz detayları abartma eğilimindedir. Bu olumlu bilgilerin gözden kaçmasına neden olmaktadır. • Zihin okuma: Mükemmeliyetçiler, insanların zihinlerini okuduklarını düşünürler ve genellikle insanların kendileri hakkında olumsuz düşündüklerini sanırlar. • Mükemmeliyetçiler, detaylara fazlaca dikkat ederler ve bu yüzden genel durumu göremezler. • Kişisel hassasiyet: Mükemmeliyetçiler, genellikle başkalarının fikirlerine aşırı önem verirler, beğenilmek isterler. • Mükemmeliyetçiler, olumsuz olayları baş edemeyecekleri felaketler olarak nitelendirirler, kaçma ya da erteleme davranışında bulunurlar. • Aşırı katı standartları vardır ve esnek değillerdir. Daha azına razı olmayı yenilmek olarak değerlendirirler, beklentileri esnetme konusunda güçlük yaşarlar. • Mükemmeliyetçiler, çevrelerinde olan insanların hata yapmalarından ve zarar görmelerinden kendilerini sorumlu görür, onların davranış ve düşüncelerini kontrol etmek gereğine inanırlar. Bu nedenle de aşırı derecede sorumluluk hisseder ve kontrol ihtiyacı duyarlar. • Mükemmeliyetçiler, işlerin nasıl olması gerektiği konusunda kurallar koyarlar, bu kuralları bozduklarında ise suçluluk ve yetersizlik hissederler. • Mükemmeliyetçiler, bir işi yaparken başkalarına görev verme veya iş paylaşımı konusunda güçlük çekerler. Mükemmeliyetçilikle Başedebilme Yolları: 1) Kişinin mükemmeliyetçilik konusunda bilgilenmesi, bu tanıma giriyorsa kabullenmesi ve bu yapının kendisine ve çevresine verebileceği olası zararları fark etmesi ilk adım olarak önemlidir. Çünkü bir şeyin farkında olmazsanız o şey hakkında hiçbir şey yapmazsınız. Önce farkındalık gelir. 2) Mükemmeliyetçi olmanın yaratabileceği kaygı ve korkularla yüzleşmek; bu durumların değiştirilebilmesi için gerekli adımları atmaktır. 3)Kendini tanımak, geçmiş başarı, istek ve ihtiyaçlarına bakarak gerçekçi - ulaşılabilir - hedefler belirlemek ve bu hedefe ulaşmaya yönelik amaçlar saptamak ve aşamalı biçimde hedefleri gerçekleştirmeye yönelmek ve her aşamada güven tazelemekle işe başlanabilir. Bu somut adım bu işin yapılabilir olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir. 4) Ya hep ya hiç tarzı düşünmeden vazgeçmek, siyah ve beyaz arasında grilerin de olabileceğini kabullenmek gerekir. 5) Mükemmelin başarılamadığı durumlarda dünyanın sonunun gelmediği, yine de değerli /önemli olunabileceğini düşünmek mükemmelin önemini azaltacaktır. 6) Performansın mükemmel olup olmadığını sorgulamak yerine kendine yönelik gerçekçi değerlendirmelerde bulunmak kendini daha iyi ve yeterli hissetmeye neden olabilecektir. 7) Sonuca değil de sürece odaklanmaya çalışarak süreçten keyif almayı ve yapılan işin kaygı doğurmak yerine heyecan ve neşe verebilmesini sağlamak mümkün olabilecektir. 8) Her projenin zamanını sınırlamak ve zamanı iyi kullanmak, ertelemek ve işi bitirememekten doğacak zararları ortadan kaldıracaktır.. 9) Eleştirilerle başetmeyi öğrenmek, hatalı bir davranış dolayısıyla eleştirildiğinde hatayı kabullenmek; o hatanın tekrarlanmasını değil aksine bir daha yapılmamasını sağlayabilir. Daha da önemlisi size bir insan olduğunuzu ve hata yapma hakkınız bulunduğunu hatırlatır. 10) Hataya odaklanmak yerine o işin yapılması sırasında atılmış adımları fark etmek ve hataları gelişmek için bir fırsat olarak görebilmek de önemlidir. Hataları için kişi öncelikle kendisine karşı bağışlayıcı olmalı. Örneğin başarısızlığa rağmen “havlu atmayıp” o işe devam etme sebatkarlığını gösteren yanını takdir edebilmek kişisel gelişim için çok önemlidir. 11) Yeni deneyimler gelişmek için önemli fırsatlardır. Yaşam, kazanmak ve kaybetmekten ibaret değildir. İş doyumu kazanılanların fazlalığıyla değil, yaşanan coşkuyla doğru orantılıdır. 12) Bir işi planlarken; ne yapılabileceği yani sizin ne yapabileceğinizden başlamak o işin getireceği heyecanı, mutluluğu fazlasıyla belirler. 13) Denenen, çaba harcanılan her şey; sadece emek verildiği için bile önemlidir. İş hayatında sıkça sorulan bir soru şudur “Mükemmel iyi’nin düşmanı mıdır?” Bu soru genel olarak, kişilerin mükemmele ulaşmak amacı ile sarf ettikleri çabanın, onların yaptıkları işi “iyi” yapmalarını engellediği veya ertelediğini ifade amacı ile kullanılmaktadır. Peki, soruyu şöyle ele alırsak “iyi mükemmelin düşmanı mıdır?” Her ikisi de kendi koşulları içinde geçerlidir. İyi ile yetinmek mükemmele ulaşmayı engelliyorsa ve mükemmmelde israr ederek iyiden de olmak söz konusu ise yani “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” söz konusu ise o zaman, mükemmel de iyinin düşmanı olmaktadır. KAYNAKLAR: • Mükemmeliyetçilik, Mestçioğlu, Ö. www.psikonet.com • Araştırmacılar Mükemmeliyetçiliğin, Depresyon ve İntiharla Bağlantısını Sorguluyor, www.dbe.com.tr • Pelin Ç. Atasoy, İki Ucu Keskin Bıçak Mükemmeliyetçilik,wwwbilkent.edu.tr • Öz Ulu, P., Niçin Mükemmel Olmak Zorunda Değilsiniz? www.mc.metu.edu.tr Elif S. Gül, Mükemmeliyetçilik, http://psikiyatri.net Not: Bu yazı Kaynak Elektrik Dergisi Mayıs 2007 Sayı 216 da yayımlanmıştır.
Bu yazı 163 defa okundu.
|