|
Sürekli değer yaratabilen şirketler başarılıdır. Bu başarı şirketin tüm çalışanlarıyla birlikte "değer yaratma" kültürünü özümsemesiyle sağlanabilir. Bugün ABD ve AB şirketlerinin yarıya yakını performanslarını dönemsel karlılıkları ile değil değer yaratma potansiyelleri ile belirliyorlar. Bir şirketin piyasa değeri geçmişe değil geleceğe odaklıdır. Piyasa değeri kısa dönem performansla değil o şirketin gelecekte yaratması beklenen nakit akışlarının değeriyle orantılıdır. Şirket paydaşları, dönemsel kardan sadece temettü oranında faydalanırken, şirket değerinin artışından yararlanma potansiyelleri çok daha fazladır. Klasik yönetim biçiminde, şirket çalışanlarının çoğu genellikle kolay ölçülebilen ve izlenebilen üretim veya satış hedefleriyle yönetiliyor. Sermaye piyasalarının gelişmemiş olduğu ülkelerde, şirketin değeri kolayca belirlenemediğinden performans yönlendirmelerinde etkin bir araç olarak kullanılamıyor. Böyle olunca da şirketlerin değerinin de yeterince etkin yönetilmediği sonucu ortaya çıkıyor. Ortaklar açısından yaratılan değerin önemi, kısa vadeli karlılıktan daha yüksek olduğuna göre, yöneticiler için uygulanan teşvik sistemleri de, onların kısa dönemli karlılığa değil değer yaratmaya yönelik katkılarıyla orantılı olarak belirlenmelidir. Bunun sağlanabilmesi halinde yönetimin çıkarları ile hissedarların çıkarları arasında bir parallelik oluşturulmuş olacaktır. Şirket yönetiminin performansı, sadece dönemsel iş sonuçlarına değil aynı zamanda şirketi geleceğe hazırlamadaki başarısına da bağlı olmalıdır. Başarıyı ödüllendirmeyen sistemler, girişimciliği ve yaratıcılığı cezalandırmış olurlar. Şirketlerimizin sürekli olarak değer yaratmalarını istiyorsak, yaratıcılığı artıracak her türlü yöntemden yararlanılmalı ve yöneticilerin de doğru teşvik araçları ile ödüllendirilmeleri sağlanmalıdır. Tüm çalşanların katılımı (katılımlı yönetim) ve onların değer yaratma konusundaki bilgi ve duyarlılıkları artırılmalıdır. Girişimcilik ve yaratıcılık olmaksızın değer yaratmak hayaldir. Değer Nedir? Değer, kişilere ve zamana göre farklı algılanan ve ölçekleri de farklı olan bir kavram. Biri için değerli olan bir şeyin, bir başkası için hiçbir anlamı olmayabiliyor. Hatta bazen çok değerli ve anlamlı olan bir şey, aradan zaman geçtiğinde anlamsız ya da değersiz olabilmektedir. Böyle olunca da değerin subjektif bir yanının olduğu ve çok geniş bir kavram olduğu açıktır. “Maddi değeri yok ama manevi değeri çok” deriz. Süreç tanımlamalarında “katma değeri yüksek” ya da “müşteri için değer ifade etmeyen süreçler israftır, yok edilmelidir!” denilir. “Mutlak değer” deriz, “bizim için değerlisin’ mesajı veren davranışlar herkesin önemsediği anlamlı mesajlardır. Kurumsal değerler var; müşteri değeri, baskın değerler var, paranın değeri var.… Paranın Değeri Ekonomik birimler açısından "para" toplam varlıkların (servetin) bir parçasıdır. Ev, bono, tahvil, hisse senedi gibi para da ekonomik bakımdan bir varlıktır. Parayı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik diğer varlıkların, mal ve hizmetlerin değerlerinin para cinsinden ölçülmesidir. Yani, para aynı zamanda bir ölçüm aracıdır. Paranın değeri başka şeylerle de karşılaştırılarak ölçülebilir. Örneğin, hisse senetleri fiyatlarının artması paranın değerinin hisse senetlerine göre düşmesidir. Aynı şekilde, konut fiyatlarının artması da paranın değerinin konutlara göre düşmesi anlamına gelir. Değerlendirme kavramı: Değerlendirme kişinin kendi ölçülerine ya da konulan ölçülere uyup uymadığının veya ne kadar uyduğunun saptanmasıdır. Yani değerin derecelendirilmesine denilmektedir. Kuruluşun nerede olduğunun kültür ve kalite boyutunda ölçümü, kurumsal -girdi kriterlerindeki- yetkinliklerinin derecelendirilmesi birer değerlendirmedir. Özdeğerlendirme ise kurumun ya da kişinin sonuçlarını önüne koyması ve daha gerçekçi bir yaklaşımla kendi kendisini değerlendirmesidir. Kurumsal yetkinlikler ve kurumsal performans bakımından, bulunulan noktayı anlamak, güçlü yönler, iyileştirmeye açık alanların belirlenmesi vb. birer özdeğerlendirmedir. Özdeğerlendirmede amaç, performası ve sonuç kriterlerindeki başarının ne düzeyde olduğunu bilmektir. İnsanlar, fizyolojik veya piskolojik doygunluk noktasına yaklaştıkça tükettikleri veya ellerindeki stoğa ekledikleri her yeni mal birimine, bir öncekine göre daha az değer verirler. Çünkü doygunluğa yaklaşma, her yeni mal biriminin getirdiği ve toplam faydaya eklediği ek faydayı (marjinal fayda) giderek azaltmaktadır. Şu halde kişinin tükettiği malın değeri, doygunluk noktasına uzak veya yakın bir noktada, tüketim ve stok miktarına bağlı olacaktır. Sonuç olarak bir malın değeri o malın rengi şekli gibi objektif bir niteliği değil tüketilen miktara ve tüketen kişinin eğilimlerine bağlı bir subjektif niteliğidir. Dikkat edilirse bütün açıklamalarda, konunun fayda, ya da miktar yönü ele alınmaktadır. Aslında fayda yönünü ele alan görüşlerin “miktarı”, miktar yönünden ele alanların “fayda” kavramını bütünüyle ihmal etmedikleri görülür. Şirket Değeri Bir şirketin değeri, o şirketin ortakları için bir servet unsurudur. Ortağın portföyünde bulunan varlıklar arasında, gayrimenkuller, nakit varlıklar (tasarruf), kıymetli madenler, menkul kıymetler, tablo, antika gibi değerlerin yanında bir de şirketlerinin hisse senetleri vardır. Bu varlıklar içinde “şirketin hisseleri” ortağın en önemli servet unsuru olabilir. Şirket değeri denilince şirketin hisselerinin değeri anlaşılır. Şirketin değeri, satış karı, yatırımları, aktif değerleri, alacak ve borçları gibi bilanço verilerinden mali analiz yöntemleri ile bulunur. Şirket değerinin kendine göre hesap yöntemleri beklenmektedir. Burada belirleyici olan, şirketin ortaklarına sağlayabileceği nakit akışıdır. Şirkete sermaye koyan ortak, zaman içinde, hatta her yıl belli miktarlarda olmak üzere şirketten kendisine nakit geri dönüşleri olmasını bekler. İşte şirket değeri, bugünden itibaren geleceğe bakıldığında şirketin ortaklarına yaratacağı nakit akışlarının toplamı olarak ifade edilebilir ve hesaplanabilir. Hisse senetleri de birer mal olduğuna gore “malların teorik değerleri hesaplansa da, ancak el değiştirdikleri zaman değerleri kesin olarak ortaya konabilir”. Bu ekonomi kuralı hisse senetleri için de geçerlidir. Yani şirket hisseleri el değiştirdiğinde, yeni ortağın karşılığında vermeye razı olduğu miktar şirket değeri için en iyi ölçüdür. Şirket Değerinin Hesaplanması Halka açık olup hisse senetleri menkul kıymetler borsalarında işlem gören şirketlerin piyasa değerleri her an hesaplanabilir. Hisse senedi sayısıyla bir hissenin değerinin çarpılması ile şirketin toplam değeri bulunur. Halka açık olmayan şirketlerin değeri ise uluslararası kabul görmüş üç yöntemle hesaplanıyor. 1. İndirgenmiş nakit akışları– burada şirketin gelecekteki faaliyetleri öngörülerek ortaklarına sağlayabileceği net nakit akışları hesaplanır ve bunlar günümüze indirgenerek şirketin sermayedar için değerine ulaşılır. 2. Net aktif değeri – Bilançodaki muhasebe yöntemleri sonucunda belli rakamlar olarak kaydedilen aktif ve pasiflerin gerçek piyasa değeri tahmin edilir ve varlıkların piyasa değerinden borçların piyasa değeri düşülerek şirketin ortak için değeri bulunur. 3. Benzer şirketler analizi – Burada da borsada işlem gören şirketler arasında şirkete benzeyenler saptanır ve bu şirketlerin fiyatları ile temel göstergeleri arasındaki oranlar şirkete uygulanarak yatırımcıların şirkete kaç para ödeyeceği bulunur. Bunların en gerçekçi ve değer yönetim analizi bağlamında amaca en uygun olanı birincisi, yani nakit akış bazında değer hesaplamasıdır. Şirket Değeri Nasıl Yönetilir? Şirket değeri yönetimi, ya da değer hedefli yönetim, değere dayalı yönetim sistemleri gibi adlarla anılan yönetim biçimi dört ana parçadan oluşan bir süreçtir. Bu dört ana sürecin de kendi içlerinde alt süreçleri bulunmaktadır. Değer Haritasının Çıkarılması: Öncelikle şirketin mevcut durumu ile ulaşabildiği değeri ölçülür. Bunun yanında bu değerin ana bileşenleri ortaya koyulur ve bunların nasıl iyileştirilebileceğine yönelik düşünce ve projeler geliştirilir. Değer Yaratımı: Şirketin değerinin artabilmesi için iş birimleri bazında hangi stratejilerin uygun olduğu belirlenir ve bunlar uygulanır. Detaylı bir çalışma sonucunda değerin fonksiyonel bileşenlerinin iyileştirilmesi için gereken iş mükemmelliği değişiklikleri de ortaya konur ve uygulanır. Değerin Sürekli Kılınması / Kurumsallaştırılması: Yaratılacak değer artışının bir seferlik olmaması, bu artışın kalıcı olması ve kurumda değer artırmaya yönelik kültürün yerleşmesi için zorunlu olan planlama ve performans yönetim sisteminin sağlıklı olması için gereken tüm detaylar hesaba katılmalıdır. Müşteri Değer Yönetimi: Danışmanlık için davet edildiğim bir şirketin misafir kabul kısmında duvarda şu yazı vardı “ Tek Patron Vardır. Müşteri !… Parasını başka yerde harcayarak herkesi işten çıkartabilir. Sam Walton” Müşteri değeri bizim kültürümüzde de var olan bir kavramdır.“Müşteri Velinimetimizdir” deyişinde (“velinimet”, sözlükte “birine etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse” olarak tanımlanmaktadır.) müşteri değerinin çok önemsendiğini vurgulamaktadır. İşletmeler kar amaçlı kuruluşlar, ancak insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik varlıklardır ve her işletme başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulur. Kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan faaliyetler, işletme tanımının dışındadır. Buradan hareketle “ her işletme bir pazar için veya bir müşteri grubu için üretim yapar” diyebiliriz. Bu temel düşünce bizi, değer yönetiminin müşteri için değer yaratmak felsefesine götürür. Satılabilir mal veya hizmet üretmek amacı ile kurulan şirketlerin müşterinin istediği özelliklerde mal veya hizmet üretmesi veya başka bir deyişle müşteri için değer yaratılması gerekir. Değerin yaratılıp yaratılmadığı müşterinin satın aldığı mal ve hizmeti algılaması sonucu ortaya çıkar. Müşteri için değer yaratılması ise; müşterinin standart bir malı “daha az bir maliyetle” aldığı zaman veya katlandığı maliyete karşılık elde ettiği “farklılığın” daha fazla yarar sağladığına inandığı zaman kendisi için bir “değer” yaratılmış demektir. Bu felsefeyi benimseyen işletmeler rekabette üstünlük sağlarlar. Bu yüzden bir işletmenin yarattığı değer, rakiplerinin yarattığı değerden daha fazla olmalıdır. Aksi takdirde işletme değer yaratsa bile rekabet avantajı sağlayamaz. İşte bunu sağlayacak yönetim modeline” değer yönetimi deniyor. Değer yönetiminin bir planlama ve kontrol aracı olarak kullanımı oldukça yenidir. İşletmeler tüm paydaşları için değer yaratırlar. Değer yaratma işletmeler için önemli bir rekabet unsurudur Müşteri Değeri Bir işletmede müşteri değeri iki açıdan ele alınır. Biri işletmenin müşteri için, değer yaratması, diğeri ise müşterinin işletme için değer yaratmasıdır. Müşteri Değerinin Belirlenmesi: İşletmede değer yaratılması için yapılan tüm faaliyetlerin oluşturduğu sürec değer yönetimidir. Bu süreç, değerin tanımı ile başlar, değer zincirinin belirlenmesi, değer akışının kesintisiz sağlanması ve değerin kontrol edilmesi ile son bulur. Değeri müşteri belirler ve işletme üretir. Değer yönetiminin temeli değerin doğru olarak belirlenmesidir ancak bu her zaman o kadar kolay olmamaktadır. Sonuç olarak; insanların çabalarını farklı yönlendirmek, işlerini heyecanla yapmalarını sağlamak, işlerin iyileştirilmesine katkıda bulunmalarını ve yönetime katılımlarını sağlamak, değer yönetimi ile ilgili çabalardır. Değer yönetimi amacının başında; çalışanlarına, bilgiye ulaşmanın yollarını öğrenmek isteyen, öğretilen değil öğrenmeyi isteyen bireyler haline getirmek gelmektedir. * Not : Bu yazı Kaynak Elektrik Dergisi Eylül 2007 Sayı 220 de yayımlanmıştır.
Bu yazı 242 defa okundu.
|