Stres İngilizce kökenli bir sözcüktür. Gerilme ve zorlanma anlamına geliyor.
Uzmanlar stresi “Organizmanın bedensel ve ruhsal sınırların tehdit edilmesi sonucu, dengesinin bozulması” olarak tanımlıyor. Dengesi bozulan organizma yeniden denge durumuna geçebilmek için alarm durumuna geçer. Alarm durumuna geçen vücut beyine “ savaş” ya da “kaç” mesajı gönderir. Bu mesaj vücutta bazı değişiklikler meydana getirir. Bunlar özetle şunlardır: · Kalp, hücrelere enerji üretmeleri için daha çok kan pompalamaya, daha hızlı atmaya başlar. · Kana daha çok oksijen sağlaması için solunum hızı artar. · Beyine ve kaslara giden kan damarları genişler. · Göz bebekleri daha iyi görebilmek için büyür. · Enerjinin sadece kaslar ve beyin tarafından kullanılabilmesi için sindirim yavaşlar ve sindirim enzimlerinin salgılanması durur. · Enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırmak için “kortizol” adlı stres hormonu salgılanır. Vücudun bu faaliyet hali doğaldır ve kişiyi uyanık tutar.
Stres Faktörü Aşırı çalışmaya dayalı zor ve rekabetçi yaşam, stres faktörünü daha belirgin şekilde ortaya çıkarmış ve fazlası insanları tehdit eden büyük bir tehlike haline gelmiştir. Fazlası “tehlike” haline gelmiştir diyorum çünkü; Stresin birey üzerinde tamamıyla olumsuz etkisi olduğu söylenemez. Aşırı stresli durumlar kaçınılmaz şekilde bireye zarar verebilirken, orta düzeyde stres çoğu kez yararlı amaçlara hizmet edebilmekte, hatta psikolojik büyüme, başarı ve yeni becerilerin kazanılması için bu türlü bir stres zorunlu da olmaktadır. Ancak aşırı stres sinir bozukluğuna, hastalıklara, performans düşüklüğüne ve işyerinden psikolojik ve fiziksel olarak geri çekilmeye neden olabilmektedir. Stresi, basit olarak, bazı olaylara verdiğimiz tepki olarak tanımlarız. Çevrenin bireyden aşırı isteklerinin olması ya da bireyin kapasitesinin üstünde istekleri olması, bu durumun nedeni olabilmektedir. Stres yaşamın kaçınılmaz olgusudur ve yeni bir şey de değildir. Yaşamın varlığını tehdit eden her olay strese yol açabilmektedir.
Neler Strese Yol Açar? İş ortamı strese her zaman elverişlidir. Bir işte, bireyden pek çok şey istenmesi stres yaratabildiği gibi; çok az şey istenmesi de stres yaratabiliyor. Açıkçası işin her yönü strese yol açabiliyor. Aşırı sıcak, gürültü, ışık, ya da çok az sorumluluk, çok fazla ya da az iş, aşırı veya az denetim insanlarda strese neden olabiliyor. Eğer dışımızdaki olaylar stres kaynağı olarak kabul edilirse, herkes üzerinde aynı etkiyi uyandırması beklenir. Oysa, kritik kararlar almak, hastalık, yetiştirilmesi gereken bir sipariş gibi çevresel uyarıcılar herkeste aynı duyguların oluşumuna yol açmaz. Bu da, strese yol açabilme riski yüksek çevresel olaylar değil, bireyin bu olayları değerlendiriliş tarzının nasıl stres kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. Olaylar duygu halleriyle ilişkilidirler; ancak bu nedensel bir ilişki değildir. Duygularımızın asıl kaynağı olaylar hakkında yaptığımız yorumlardır. Stres bireyden bireye farklılıklar gösterir. Örneğin aynı mesleğe sahip bireylerin stresli bir durum karşısında aynı tepkiyi vermesi beklenmemelidir. Yüksek başarı güdüsü olan biri için, işle ilgili gerilimler onun başarı güdüsünü kamçılarken, bir başkası bu durumla başa çıkabilme yetersizliğinden stres duyabilmektedir. Özetle stres duymada kişisel farklılıklar önemli rol oynamaktadır.
“Stresi yok edin” denildiğini duymuş ya da okumuşsunuzdur. “Böylece daha üretken ve daha sağlıklı olursunuz” derler. Aslında buradaki ayrıntı; sorunun stres değil, stresle sağlığa kavuşma arasındaki git - gellerde başarısızlığa uğramaktır. Gerçekte stres yaşamımızdaki bütün gelişmelerin dürtüsüdür. Bütün dünyada ve ülkemizde stres çok kötü bir izlenime sahiptir. Stres ile ilgili birçok rivayetler vardır. Bunlardan bazıları “Stres kötüdür ve olabildiğince bundan kaçınılmalıdır”. “Stres sağlığınızı bozar,” “Yaşamınızda ne kadar çok stres varsa o kadar az mutlu olursunuz. vb.....” Oysa, stresin her türlüsü -fiziki, zihinsel ve duygusal- sizin için yararlıdır. Bu açıdan bakıldığında stresin en önemli yönü strese maruz kalma ile strese verilen tepki arasındaki farktır. Strese maruz kalma hayatta büyümek için en güçlü uyarıcıdır. İnsanlar en fazla zorlandıkları alanlarda gelişirler. Stresin yaşamınıza temel etkisi, strese maruz kalmanın kendisi tarafından değil, sizin buna verdiğiniz tepki ile belirlenir.
İş Yaşamında Stresin Yeri Stres yaratan çok sayıda faktörden söz edilebilir. Çünkü insanın fizyolojik ve psikolojik dengesini etkileyen her unsur bir stres kaynağı olarak görülebilir. Bu doğrultuda, bireyin iş çevresi stres oluşumuna neden olabilir. İş hayatında yaşanan stres hem çalışanlar açısından, hem yöneticiler açısından önemlidir. Uzun süreli stres, birey üzerinde fiziksel ve psikolojik olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Araştırmalara göre stres, çalışanların işe devamsızlıklarına ve işten ayrılmalarına neden olabilmektedir. Dolaylı olarak işyeri bundan zarar görmektedir. Çalışanlardan birindeki stres diğer çalışanı da olumsuz etkilemekte, böylece verimlilik azalmaktadır. Stresin azaltılması çalışanların iş doyumunu yükseltir.
İş Yerinde Stres Kaynakları İş yaşamında strese yol açabilecek faktörler, işin yapılış şekli ile ilgili olabileceği gibi, işletmenin yapısından, fiziksel çevre şartlarından ya da bireylerin kendi özelliklerinden kaynaklanabilir. Özellikle işletmenin doğasında olan bazı özelliklerden oluşan stres kaynakları, çalışanlar için sürekli sorun yaratırlar. Kaynaklar fark edilmeyince etkili bir şekilde stresi kontrol altına almak mümkün olamaz. Bunun sonucunda da kronik stres kaynakları haline dönüşürler. İş yerindeki kronik stres kaynakları aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir. 1. Rollerdeki Belirsizlik: Bireyin rolleri konusunda yeterli bilgisinin olmaması durumunda rol belirsizliği görülür. Eğer işin amaçları yeterince tanımlanmamışsa, diğer ifade ile birey ne yapacağını bilemiyorsa stres kaçınılmazdır. Belirsizlik durumunda iş tatminsizliği, psikolojik gerilim, kendine güvensizlik, duygusu belirir. 2. Rol Çatışması: Bireyin üstlendiği iki veya daha fazla rolün aynı zamanda ortaya çıkması, çatışma yaşatır. Araştırmalar rol çatışmasının çalışanda içsel çatışma yarattığını, işin çeşitli yönleri ile ilgili gerilim oluşturduğunu, iş doyumunu düşürdüğünü, işçinin amirine güvenini azalttığını ortaya koymuştur. 3. Kişilerarası Çatışma: İş yerinde çalışanlar arasındaki olumsuz ilişkiler, kişiliklerin uyumsuzluğu, amirlerle, ya da memurlarla çatışma ya da tartışma, en basit işlerde bile gerginlik yaratır. Çözümü en zor olan bu sorundur. 4. Sorumluluk: Diğer insanların sorumluluğunu üstlenmek, kişilerde gerginlik yaratan bir stres kaynağıdır ve kişi kendini yoğun stres altında hissedebilir. 5. İş Güvenliği: İşini kaybetme korkusu bireyin benlik saygısının azalmasına yol açabilmektedir. Özellikle ekonomik krizlerin yaşandığı, şirket küçülmeleri, birleşmeleri veya işyeri kapanma kararlarının alındığı dönemlerde çalışanların stres düzeyleri oldukça yükselmekte ve aile çevresini de olumsuz etkilemektedir. 6. Katılım: Kişinin çalıştığı iş yerinde karar verme sürecinde etkisinin olmaması, stresin oluşumunu etkiler. Özellikle çalışanları etkileyen kararlarla ilgili olarak çalışanların fikrinin hiç sorulmadığı durumlarda stres yaşandığı ve bu sebeple verimin düştüğü saptanmıştır. 7. Yönetim Biçimi: Örgütlerin hiyerarşik doğası da stres yaratan faktörler arasında olup, yönetim biçimi stres oluşumunda etkendir. Otokratik bir anlayışla yönetilen iş yerlerinde, özellikle tepeye doğru yükselen güç kullanımı, çalışanların stres içinde olmalarına yol açar. Özellikle cezanın kullanımı, kişilerde gerilim oluşturur. Hele sınırlı kaynaklar ve sınırlı ödüller için çalışanları yarıştırmak stres yaratır. Performansı yükseltmek için yapılan aşırı yarışma, birinin kazanırken diğerinin kaybetmesine yol açtığından yıkıcı ve maliyeti yüksek olur. 8. Fiziki Mekan ve Çevre : İş yerindeki masa ya da oda veya iş alanı, çalışanlar için belli rahatlık ve güven sağlayıcı unsurlardır. İşin fiziksel çevre şartlarını oluşturan hava koşulları, aydınlanma, ısı, gürültü gibi unsurların çalışanların sağlığını, fizyolojik ve psikolojik durumunu etkilediği bilinmektedir. 9. Yoğun İş Yükü: Bir çok çalışan, aşırı iş yükünün kurbanı olmaktadır. İşin hacminin düşüklüğü, bireyin beceri ve yeteneklerinin çok altında olması, işi sıkıcı yapabilir. 10. Zaman Yetersizliği: Stres, aynı zamanda zamanın nasıl değerlendirildiğine bağlı olarak zamanın yetmediği durumlarda da ortaya çıkabilir. 11. Güven Eksikliği : İşgörenler, eğer yöneticilerin kendilerine güvenmediğini hissederlerse sorumluluklarını yerine getirmek için bağımsızlıkları olmadığını düşünürler. Aynı zamanda da eğer işgörene sınırsız bağımsızlık ve sorumluluk verilirse, bu da stres yaratır. Fazla bağımsızlık da sınırlı bağımsızlık da bireyi strese götürür. Bazen gereksiz bir bürokrasi, kırtasiyecilik, rasgele bir program, kontrol edilemeyen bir durum, her an çalan telefonlar, zamanı kontrol altına almamızı engelleyerek hızla akıp gitmesine yol açar. Yapılması düşünülen işlerin zamanında yetiştirilememesi ise, kişide gerginlik ve stres oluşturur. Organizasyonlarda bireyin birincil ve ikincil ihtiyaçlarının tatmin edilmesi gerekir. Aksi takdirde kişi strese girer ve verimliliği düşer. Hatta stres; güdülemeyi (motivasyon) ve işi tam olarak yapmayı olumsuz yönde etkileyen, kazaları artıran bir etmen olarak da karşımıza çıkar. Stres ve motivasyon karşılıklı ilişki içindedir. Motivasyon olmazsa stres oluşur. Stres oluşursa motivasyon olmaz.
Duygusal Stres Duygusal stres, kişinin korkunç bir şey olmasını beklemesidir. Henüz ortada olumsuz bir şey yokken bile kişinin istemediği şeyin çok yakında gerçekleşeceğini düşünmesi, düşüncelerinde duygusal stres başlatır. Kişilerin olabileceğini düşündüğü sebepler yapay sebeplerdir. Örneğin kişinin hiç gereği yokken başarısız olacağını düşünmesi ya da işten atılacağını düşünmesi birer stres kaynağıdır. Düşüncenin olabilme olasılığı da vardır olmama olasılığı da… Sezgiler de duygusal strese sebep olabilir. Birey eğer gerçekleşme olasılığı yüksek olan bir olayı kendisi için olumsuz olarak değerlendirirse veya tam olarak zararlı görürse duygusal strese girer. Örneğin, patronu şirketteki diğer şeflerle tartışan bir şef, ortada hiçbir şey olmamasına rağmen kendisinin patronla bir problemi olacağını düşünerek strese girer. Bazen de istenmeyen olayların yaklaşmasından dolayı kişi strese girer. Örneğin aybaşında ev sahibinin arayacağını düşünen kişi strese girer. Bunlardan başka; durumsal belirsizlikler de stres kaynağı olabilir. Kişiler içinde bulundukları durumdan sonraki zaman diliminde ne olacağını bilmek isterler. Eğer birey, gelecek için kaygı taşıyorsa, bu kaygı stres yaratır. Örneğin Asabi mizaçlı bir müdürün bir şefi odasına çağırması, şefi neyle karşılaşacağını bilmediğinden strese iter. Duygusal belirsizliği her insan zaman zaman yaşar, fakat bazıları daha yoğun yaşar.
Bireysel Etkenler Kişinin iş dışında yaşadığı sorunlar ve edindiği deneyimler onun işine etki eder. Bu tür etmenler çalışanların kişisel yaşamından kaynaklanır. Ekonomik sorunlardan kaynaklanan bireysel etmenler kişinin finansal gücünü aşmasından doğar. İnsan ihtiyaçları sınırsız olduğu için kişinin kazandığı hiçbir zaman yetmez. Çalışanın yaşadığı ekonomik sıkıntılar, onun işine de yansır ve onun işyerindeki verimini düşürür. Ayrıca bireyin çalıştığı yerden aldığı ücret, eğer ihtiyaçlarını karşılamıyorsa bu da onu strese sokar.
Stresle Başa Çıkma Stresle başa çıkmak ve stresin azaltılması için iki yol var: Ya çalışarak strese dayanıklı hale gelmek, ya da yılların deneyimiyle sorun çözme mekanizmalarını geliştirmek. İşletme yönetimi açısından stresi önleme ve azaltmaya yönelik yöntemleri “örgütsel” ve “bireysel” olarak ayırmak olasıdır. İş yaşamında kişinin karşı karşıya kaldığı stres yaratıcılarını kendisinin yok etmesi olası değil. Bu durumda bireysel başa çıkma yöntemlerine başvurması, stresin olumsuz etkilerini kontrol altına almasına olanak sağlayacaktır. İşletmeyi yönetenler de stres yaratan faktörlerden bir kısmını yok edebilirlerse eğer, kişiyi daha huzurlu ortamda çalışır hale getirebileceklerdir
1)Stres Yönetiminde Bireysel Başa Çıkma Yöntemleri · Rahatlama uygulamaları : Bu yöntemlerden bazıları uygulanarak stresin olumsuz etkilerini sınırlamak, bedensel ve zihinsel yapıyı strese karşı güçlü hale getirmek mümkündür. Bu yöntemin temel kuramı, zihinsel stresle bedensel yorgunluk arasındaki karşılıklı etkileşimi kırmaktır. Kişi zihinsel olarak stresi yaşadığında kasları kasılır. Kasılan kasların yarattığı fiziksel rahatsızlık ve yorgunluk zihinsel stresi daha da artırır. Rahatlama Yönteminin amacı, farklı kas gruplarını önce germek sonra rahatlatmak yoluyla, vücudun rahatlamasını sağlamaktır. Bu yöntemin düzenli olarak yapılması kişinin iş tatminini artıracak ve genel olarak sağlığı olumlu yönde etkilenecektir. · Egzersiz ve Beden Hareketleri: Egzersiz stersin etkilerinden fiziksel etkinlikle kurtulma, rahatlama sağlama için başvurulan, sakinleştirici sonuç yaratan yöntemlerdendir. · Hobiler: İnsanların kendi başına yapabilecekleri, gereğinde kendilerini dinlendirecekleri hobileri olmalıdır. Kişi sürekli işle meşgul (işkolik) olmaktan uzaklaşacak zihinsel ve vücut stresini artırmayan hobiler seçerek, kendisine zevk veren, ilgisini çeken dışa dönük davranışlar sergilemesi ile de bireysel stresi ile başa çıkabilir. · Meditasyon, gıda kontrolü ve Masaj: Meditasyon stresi, endişeyi, fobileri azaltmada etkili olmaktadır. Gıda kontrolü ile de stresi yönetmek mümkündür. Kafein bir uyarıcıdır. Bunu sindirdikten kısa bir süre sonra kişi kendisini zinde hisseder, ancak bir süre sonra endişeli ve sinirli olunur, işe odaklanmak güçleşir. Şeker, kafein ve çok fazla rafine gıdalar yerine et, peynir, yumurta, fındık, sebze, meyve ve su tüketimini artırmak, günlük sorunlarla daha rahatlamış olarak başa çıkmayı sağlar. Masajda iyi bilen birisi tarafından uygulanırsa zihni dinlendirir. Dikkatle incelenirse burada söz edilen yöntemlerin hepsinde vücutta bozulan dengelerin yeniden sağlanmasına çalışılmaktadır. Oysa zihinsel yapınız dengelerinizi bozacak şekilde bir işleyişe sahipse, yapacağınız şeyler bataklığı kurutmak yerine sivrisinekleri öldürmeye çalışan kişinin beyhude çabalarına benzer. 2) Stres Yönetiminde Örgütsel Başa Çıkma Yöntemleri Örgütsel yapının da stres yarattığı; hatalı kariyer geliştirme çatışmaları, yetersiz fiziki çevrenin başlı başına stres kaynağı olduğu bilinmektedir. Stresle başa çıkmada örgütsel bazı yöntemler şöyledir: İşletme, örgütsel işleyiş planını yaparken merkeziyetten uzak, katılımcılığı destekleyici, ortak karar vermeyi özendirici, iletişim engellerini yok edici şekilde yaparsa olumsuz stresi, önemli ölçüde engelleyecektir. Çalışanların rollerinin yeniden tanımlanması, sosyal destek sağlama, aşırı iş yükünü ortadan kaldırma, çalışma koşullarını yeniden gözden geçirme, çalışanların kararlara katılımını arttırma, çalışanların güven duygularını geliştirme, İş zenginleştirmesi, yani çalışanı tekdüze çalışmaktan kurtarıp kişiye daha fazla sorumluluk verilebilir ve önüne başarı fırsatları çıkartılabilir Çalışanların olumsuz stres faktörlerini olumlu hale dönüştürmesi mümkündür. Stresin olumsuz etkilerini azaltmak veya stresle başa çıkabilmek için ya çevresel stres faktörlerini ortadan kaldırmalı veya azaltmalı, ya da çalışanlara stresle başa çıkma yolları öğretilmelidir. Stres Yönetimi Eğitimi Stres Yönetimi Eğitimi, bireylerin stresle nasıl başa çıkabileceklerini öğretme eğitimidir. Çalışanlar için geliştirilen ve çalışanlara yardım programları; gevşeme yöntemleri, biyolojik geri bildirim (biofeedback) yöntemleri ve algılama becerilerini kapsamakta olup, bu yöntemler sonucunda çalışanlardaki strese ilişkin belirtilerin azaldığı saptanmıştır. Aslında bu programlar, stresin nedenleri ve kaynakları ortadan kaldırmamakta, ancak çalışanlara stresli durumla nasıl başa çıkmaları gerektiğini öğretmektedir. Bu stratejiler, çalışanların işyerindeki stresin sonuçlarından daha az etkilenmelerine ve bireylerin stresle daha kolay mücadele etmelerine yardım etmektedir. Sonuçta olumsuz stres faktörlerini olumlu hale dönüştürerek çalışanların iş yaşamlarında mutlu olabilmeleri sağlamak mümkün olabilmektedir. İş yaşamındaki kronik stres kaynaklarının özellikle uzun süreli strese yol açması, üretime ve çalışanların sağlığına olumsuz etki yapmaktadır. En önemlisi çalışanın yönelebileceği iki davranış; işe devamsızlık gösterme ve işten ayrılma davranışıdır. Alternatif işten kaçınma davranışı; alkol bağımlılığı, ilaç bağımlılığı, saldırganlık şeklinde de görülebilir. Tehlikeli olan da bunlardır. İş hayatında stres yaratabilecek tüm faktörlerin ortadan kaldırılabilmesi olası olmadığına göre stresin azaltılması için çaba harcanmalıdır. Bireysel ve işyeri stratejileri, iş stresinin azaltılması ve kronikleşmemesi yönünde katkılar sağlaması açısından oldukça önemlidir. KAYNAKLAR Akat, İlter,Budak Gönül, Budak Gülay,İşletme Yönetimi, Barış Yayınları,İzmir 1999 Can,Halil. Organizasyon ve Yönetim, 3.Baskı Siyasal Kitabevi, 1994 Çırpan Hüseyin, Stresi Önleme ve baş etme Teknikleri, Seminer Notları, 2004 ERTEKİN,Yücel; Stres ve Yönetim,TODAIE Yayınları No:253, Ankara,1993 Not: Bu yazı Kaynak Elektrik Degisi, Kasım 2009 Sayı: 249 da yayımlanmıştır.
Bu yazı 309 defa okundu.
|