|
Her şeyi başarmak imkansızdır. İnsanın neyi yapıp neyi yapamayacağı, neyi nereye.kadar yapabileceği sınırlamaları ile ilgili bir durumdur. Bu; kişinin kendisi için koyduğu sınırlar olabileceği gibi toplumun koyduğu sınırlar da olabilir. Bu sınırlar kişinin kendini korumasında ve başkalarının alanlarını belirlemede yardımcı olur. Yaşamımızda herhangi bir sorumluluk ve sahiplenme yanılgısı, bir “sınırlar” sorunu doğurur. Ev sahiplerinin kendi arazisinin etrafına çit çekerek fiziksel mülkiyet çizgileri belirlemelerine benzer şekilde, bizim de yaşamımızda neyin bizim sorumluluğumuzda olduğunu, neyin olmadığını ayırt etmemize yarayacak zihinsel ve duygusal sınırlar belirlememiz gerekir. Uygun zamanlarda uygun kişilerle uygun sınırlar belirleyememenin yıkıcı sonuçları olabiliyor. Bu da, günümüzde insanların karşılaşabildiği ciddi sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların birçoğu sınır koymak ile ilgili zihinsel karışıklıklar içinde şu sorulara yanıt arıyorlar: - Sınırlarımı belirlerken sevecen biri olmayı sürdürebilir miyim?
- Neler uygun sınırlardır.?
- Birisi benim sınırlarım yüzünden kızar ya da incinir mi? bu ne gibi sonuçlar doğurur?
- Zamanımı, enerjimi, paramı isteyen birine yanıtım ne olmalı?
- Sınırlar teslimiyetle ne ölçüde ilintilidir?
- Sınırlar bencil midir?
Sınır Nedir? Fiziksel dünyada sınırları görmek çok kolay, parmaklıklar, işaretler, duvarlar veya dikenli teller bunların tümü, fiziksel sınırlardır. Farklı görünseler de aynı mesajı taşırlar: “Benim mülküm burada başlıyor.” Mülkün sahibi mülkü üzerinde tasarruf hakkına sahiptir ve mülkü üzerinde olanlardan yasal olarak sorumludur. Fiziksel sınırlar gözle görülür çizgilerdir. Sorumlu olduğumuz alanları göstermenin yanı sıra, nelerden sorumlu olmadığımızı da tanımlamada bize yardımcı olur. Sınırların korunması gerekir. Bunun için de “Hayır” sözcüğü öne çıkar. “Neye hayır”, neden hayır, nerde hayır demeyi bilmek gerekiyor. Zaman zaman iki kötü seçenek arasında seçim yapmak zorunda kalırız. - Sınırlar belirler ve bir ilişkiyi kaybetmeyi göze alırız
- Sınırlar belirlemez ve başkasının isteklerinin esiri olmayı sürdürürüz.
Saygı kuralı diye bir kavram var. “Başkalarının sana yapmalarını istemediğin şeyi sen de onlara yapma”. Bunun tersi de doğrudur. “Başkalarının sana yapmasını istediğin şeyi sen de onlara yap.” Kendi sınırlarımıza saygı talep edebilmek için diğerlerinin sınırlarına saygı göstermemiz gerekiyor. Diğerlerinin özgürlüğünü kabullendiğimizde bize karşı sınırlar belirledikleri zaman onlara anlayış gösteririz, öfkelenmeyiz. Bizde sınır belirleyip “Hayır” dediğimizde kendimizi kötü hissetmemeli, suçluluk duygusu yaşamamalıyız. Eğer gerçekte hayır demek yerine istemediğimiz halde “evet” dersek “boyun eğme “durumuna düşeriz. Bu da yalan söylemeye eş değerdir. Dudaklarımız evet der , ancak yüreğimiz hayır diyorsa burada bir yanlış var demektir. Zaman zaman Yanlış sebepler yüzünden iyi şeylere de hayır diyebiliriz. Ancak “hayır” demek bizim, açık ve dürüst olmamızı, güdülerimiz hakkında doğruyu söylememizi sağlar. Bu işlem korku dolu bir yürekle yerine getirilemez. “Gönülsüzce” ve “mecburiyetten” söylenmiş bir “evet” korku ile ilintilidir.. Hayır demekten korktuğumuz zamanlarda, “evet”imizin içtenliği yoktur. Çalışma Yaşamında Sınırlar İnsanlar nerede çalışırsa çalışsın bunu yaşamlarını iyileştirmek için yaparlar. Yaşamını sürdürmesi evini geçindirecek parayı kazanması için çalışmak zorundalar. Hobi olarak çalışanlar da yok değil ama bunlar azınlıktadır. Çalıştığı iş yerinde kişinin sınırlarının olması ve bunu belirlemesi gerekir. İş yerinin de bir takım kuralları ve koyduğu sınırlar olmalıdır. Sınırların yokluğu, işyerinde sorunlara yol açar. Eğer kişiler kendi işleri ile ilgili sorumluluklarını üstlenip sınırlarını belirlese sorunların pek çoğu ortadan kalkar. Bir Başkasının Sorumluluklarını Yüklenmek İş yaşamında çalışma arkadaşlarına hayır diyemeyenler bilerek ya da farkında olmadan onların sorumluluklarını da yüklenmiş olurlar ve iş arkadaşları onlar için sorun olmaya başlar. Onların yetiştiremedikleri işi, onlar adına yapmak aslında onlara iyilik değildir. Nedeni o kişi veya kişilerin işin kolayına kaçmalarına ve zorluklarla baş etme yeteneklerinin geliştirememeleri sonucunu doğurur. Bu gibi etraftan geçinen kişiler kendilerini geliştiremez ve giderek kötüye doğru giderler. Yapılacak en doğru iş sınırları koymak ve herkesin kendi sorumluluklarını yüklenmesidir. Başkasının sorumluluklarını yüklenmek, yüklenen kişinin de mutluluğuna zarar verir. İş yükü giderek ağırlaşır, etrafına karşı daha agresif davranışlarda bulunmaya başlar. Eğer bir başkasının sorumluluklarını yükleniyor ve bundan hoşnutsuzluk duyuyorsanız, kendi duygularınızın sorumluluğunu üstlenmeli ve mutsuzluğunuzun sebebinin birlikte çalıştığınız kişinin değil, kendi hatanız olduğunu fark etmelisiniz. Sizden sorumluluğunuzda olmayan bir şey yapmanız istendiğinde “hayır” diyerek, her ne ise bunu yapmayı kabul etmemelisiniz. İş arkadaşınız hayır dediğiniz için size kızarsa, sınırlarınız konusunda katı olun ve onun öfkesine hak verin. Siz de öfkelenmeyin. Öfkeye karşı öfkeyle savaşmak, onun oyununa kapılmak olur. Onun işini onun yerine neden yapamayacağınızı izah etme tuzağına düşmeyin. Sorumluluğunuzda olmayan bir işi yapmadığınız konusunda hiç kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz. Ancak bazen bir iş arkadaşının gerçekten yardıma ihtiyacı olabilir. Sorumluluk sahibi bir iş arkadaşına yardım etmek elbette doğrudur. Bu sevgidir ve iyi şirketler sevgiyle çalışır. İyilik etmek uygar yaşantının bir parçasıdır..Müsamaha etmek farklı bir davranıştır. Aradaki farkı verdiklerinizin diğer kişiyi iyiye mi, yoksa kötüye mi götürdüğüne bakmak gerekir. Aşırı Fazla Mesaili Çalışma İş yerinde işler sürekli aksıyor ve teslimatlar geciktiği için sürekli fazla mesai yapılması isteniyorsa burada bir sorun olduğu ortadadır. Ya planlama hatalıdır, ya da işler iyi yönetilmiyor demektir. Çalışan sayısının yetersizliğinden gelen bir durum varsa eğer bu durumda sürekli fazla mesai yaparak durumu kurtarmaya çalışmak çalışanları yorar. Fazla mesai yapmak istemediğinizi “ben dili”ni kullanarak ifade edebilirsiniz. Böyle yapmadığınız taktirde sınırlarınızı korumamış olursunuz. Pek çok çalışan bu isteğini ifade etmede çekinir zira işe ihtiyaçları vardır. İşten atılmaktan ya da onaylanmamaktan korkar. Burada vurgulanmak istenen fazla mesainin sürekliliğidir yoksa arıza hallerinde işi yetiştirebilmek için yapılan fazla çalışma bu durumun dışındadır. Arıza hallerinde işin tesliminde gecikmeye girmemek için gerekli olabilecek fazla mesaili çalışma tabiî ki olabilir. Kimse çalıştığı işyerini zora sokmak istemez ama işyeri yönetiminin ölçüyü kaçırmaması gerekir. Fazla mesainin bir yönetim ve planlama sorunundan kaynaklandığına inanıyor ve bunun sürekli o iş yerinde adet haline geldiğini görüyorsanız kendi sorumluluğunuzu üstlenmeli durumunuzu değiştirecek adımlar atmalısınız. İşte size birkaç öneri: 1-İşinizde sınırlar belirleyin. Ne kadar fazla çalışma yapmak istediğinize karar verin. ( Fazla katı olmayın. Arıza hallerinde sizden fazla çalışmanız beklenebilir.) 2.İş tanımınız yoksa bunun yapılmasını isteyebilirsiniz. O iş tanımında asla “…ve amirinin kendisine verdiği diğer işleri yapar” gibi genel ve yuvarlak ifadeler olmasın. Bu tuzaklara düşmeyin. 3.İş tarifinizde olmayan yaptığınız ek işleri listeleyin ve amirinize uygun bir dille ve uygun zamanda “ben dili” ile söyleyin. 4.Fazla iş yükünüzü de amirinize iletirken size verdiği aşırı iş yükünü öncelik sırasına koymasını talep edin çünkü aşırı yüklenmelerde işin gecikeceğini ifade etmenin en güzel yolu budur. Böylece işlerin bazılarını yapamayacağınızı önceden bildirmiş ve en azından hangi işlerinin gecikebileceğini sormuş olursunuz. Ekibinize veya amirinize “ Eğer bu gün ABC’yi yapacaksam Perşembe’ye kadar D’yi yapamam. Böylesi uygun mu, yoksa benim hangisi üzerinde çalışma yapacağımı yeniden düşünmeli miyiz? diye sorun. Amiriniz ya bazı işleri bir başkası ile paylaştıracak veya yanınıza bir yardımcı vererek çözüm bulacaktır. Ya da bazı işlerin gecikmesini kabullenecektir. Artık top yöneticidedir.. Her ne yaparsanız, unutmayın ki fazla iş yükü sizin sorumluluğunuz ve sorununuzdur. Eğer işiniz sizi bunaltıyorsa bir şeyler yapmanız gerekir. Sorununuzu üstlenin. İstismar edici bir durumun kurbanı olmayı bir kenara bırakın ve bazı sınırlamalar belirleyin. Öncelik Sıralamasında Yanlış Yerleştirmeler Bir başkasına karşı sınırlamalar belirlemenin yanında kendinize karşı da sınırlamalar belirlemelisiniz. Ne kadar zaman ve enerjinizin olduğunu bilerek işinizi buna uygun yönetmelisiniz. Neyi ne zaman yapacağınızı bilin ve bunun dışındaki her şeye hayır deyin. Sınırlamalarınızı bilin ve bunları uygulayın. Verimli çalışanlar iki şey yapar: kusursuz iş ortaya koymaya gayret eder ve zamanlarını en önemli şeylere harcarlar. Önemsiz detaylarla meşgul olarak sizi yolunuzun dışına çıkartmasına izin vermeyin. Sınırlarınızın farkında olun ve işin sizi denetlemesine izin vermeyin. Sınırlarınıza sahip çıkmak sizi öncelikler belirlemeye zorlayacaktır. Eğer iş için haftada sadece belirli bir süre harcamaya karar verirseniz, bu süreyi daha akıllıca kullanırsınız. Eğer zamanınızın sınırlaması olmadığını düşünürseniz, her şeye evet diyebilirsiniz. Bu da zaman yönetiminizde başarısızlık getirir. İşinin kendisini evden uzun süre ayrı bırakmasına izin veren bir şirket başkanı tanımıştım. kendisine büroda sadece haftada 40 saat geçirme sözü vermişti. Önceleri gerçekten mücadele etti; çünkü zamanını ve verdiği sözleri bu denli bütçelemeye alışkın değildi. Ancak yavaş yavaş, sadece o kadar zamanı olduğu sözünü kabullenerek zamanı daha verimli kullandı ve kendisini planlı çalışmaya zorladığı için daha çok şey başardı. Bir söz vardır “ Bir iş ona ayrılan zamanı doldurmak üzere genişler” Eğer bir işi verdiğiniz astınıza bitirilmesini istediğiniz tarihi belirtmezseniz o işin ne zaman biteceği meçhuldür. Eğer bir toplantı gündemi zaman sınırlamasıyla belirlenmemişse , tartışma sonsuz olabilir. Belirli şeyler için süreler belirleyerek, bunlara sadık kalın. Daha planlı çalışacak ve işinizi daha çok seveceksiniz. İş yapış biçimimiz kişiliğimizi yansıtır. Zira belli yeteneklerle bunların topluma uygulanmasını içerir.Sınırlar neyin ben olduğunu ve neyin olmadığını tanımlamaya yarar. Pek çok kişi asla gerçek bir iş kimliği bulamaz o işten öbür işe sürüklenir gider . Genelde bu bir “sınır” sorunudur. Kendi doğa vergisi yetenekli yönlerini, istek, arzu ve hayallerini sahiplenememiş; sınırlarını çizememişlerdir. Aman siz onlardan olmayın! KAYNAK Cloud H.-Townsend J., Sınırlar, Sistem Yayıncılık, Eylül 2008 Bu yazı Kaynak Elektrik Dergisi, Ekim 2009 Sayı 245 de yayımlanmıştır.
Bu yazı 404 defa okundu.
|