|
“Ürün” bir ihtiyacı ya da isteği karşılamak amacıyla pazara sürülen tüketim ve kullanım gibi işlevleri yerine getiren her şeydir. Bu fiziksel bir obje, hizmet, organizasyon, fikir olabileceği gibi bunların hepsinin bir karışımı da olabilir. Temelde üç kategoride toplanırlar. Bunlar; genelde müşterinin istediği özelliklere göre üretilen özel ürünler, seçenekli ürünler ve standart ürünler şeklinde olabilir. Özel ürünlerin üretim miktarları az maliyet değerleri yüksek olur. Seçenekli ürünler; montaj sırasında birbirlerine uyacak şekilde tasarlanmış parçalardan oluşur ve bu parçalar özel ürünlere göre daha çok üretilirler; bu nedenle maliyetleri özel ürünlere göre daha düşüktür. Standart ürünler ise büyük miktarlarda ve seri halde üretilirler kaliteye ve düşük maliyete bu üretim şeklinde daha kolay ulaşılır. Ürünler genelde özel ürün olarak ortaya çıkarlar, ancak zaman içinde standart ürün haline dönüşebilirler. Bu değişim süreci boyunca “ürün yönetimi” şirketin başarısını belirler. Yeni Ürün Kavramı Yeni ürün, pazara daha önce hiç sunulmamış ticari mal olarak tarif edilse bile bu tarif günümüzün yeni ürün anlayışını tam olarak yansıtmamaktadır. Bunun için dört tip yeni ürün tarifinden söz edilebilir. 1.Gerçek yeni ürün, 2.İşletme için yeni, pazar için yeni olmayan ürün, 3.Başka ülkelerde üretilmekte olan bir malın uyarlanarak pazara sunulması, 4.Üreticinin değişiklik yaparak pazara sunduğu ürün. Çoğu üreticiler yeni ürün üretmek yerine; ürünün fiziki şeklinde-tasarım, renk, boyut, ambalaj vb.- yada içeriğinde yapılacak küçük değişikliklerle pazara yeni ürün olarak sunulması yolunu tercih ederler. Neden Yeni Ürün ? Tüketici tercihlerinin sürekli değiştiği bir ortamda. bir ürünün satışının sürekliliği hemen hemen imkansızdır. Ayrıca yoğun rekabet koşullarında, yeni ürün üretmemek, üretici açısından da risklidir.. Ürünlerin pazara sunulduktan sonra önemlerini yitirmeleri şu iki nedene dayanıyor: 1.Mala olan ihtiyaç ortadan kalkabiliyor: Örneğin bilgisayarların yaygınlaşması daktilo makinalarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmıştır. 2.Aynı ihtiyacı karşılayabilecek daha iyi veya ucuz ürünler ortaya çıkabiliyor. Örneğin margarin üretimi tereyağına talebi azaltmıştır. Bu gün artık, işletmelerin yaşamlarını sürdürmeleri ve hedefledikleri karı gerçekleştirebilmeleri, pazara yeni ürünler sürerek veya ürünlerinde değişiklik yaparak, yani ürünlerini geliştirerek mümkün. Bunun bir maliyeti ve riskinin olması da doğaldır. Çünkü ürünün başarısızlığının bedeli ağır zararlar olabileceği gibi ticari saygınlığın yara alması veya yıpranması da olabilir. İnovasyon Ne demektir? Dilimize son yıllarda giren ve giderek sıkça kullanılması ile yerleşen “inovasyon” sözcüğü Latince "innovatus"tan türemiş. "toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması" anlamına geliyor. Türkçe karşılığı “yenilikçilik” veya “yenileşim” şeklinde ifade bulmuşsa da, İnovasyon sözcüğünün tam karşılığı olmadığı ve inovasyonun tek bir sözcükle ifade edilemeyecek kadar geniş olduğu, bu nedenle de, "inovasyon"sözcüğünü teknik bir terim gibi kabul edip aynen kullananlar çoğunluktadır. Ben bu yazımda her ikisini de kullanacağım. İnovasyon; yeni fikirleri, değer yaratan çıktılara dönüştürme sürecidir. Yaratıcılıktan farklı bir kavram. İki aşaması var. Birincisi; yeni ve yaratıcı fikirlerin ortaya çıkması, ikincisi ise ortaya çıkartılan yeni ve yaratıcı fikirlerin ticarileştirilmesidir. Başka bir değişle katma değer yaratan ürün, metot veya hizmetlere dönüştürülmesidir. Özetle bir ürün için, buluş aşamasından ticarileştirme aşamasına geçtiği durum inovasyon olmaktadır. İnovasyon firmaların ticari hayatında önemli bir yer tutuyor. Rekabette başarıya ulaşabilmede anahtar rol oynar. Çünkü zorlu rekabette var olma ve kar etme mücadelesi veren işletmeler, düşük maliyet liderliği konusunda rakiplerine karşı üretim maliyetlerinin getirdiği yükü, ancak yenilikçi ve yaratıcı fikirleri ürün veya hizmet haline getirerek, yani “farklılık” meydana getirerek avantaj elde edebilirler. Çünkü rekabet ortamında ayakta kalabilmek için, şirketlerin ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini sürekli olarak iyileştirmeleri ve yenilemeleri gerekiyor. Bu artık bir zorunluluk olmaktadır. İşte bu yenileme işlemi inovasyon/yenilikçilik olarak adlandırılıyor. İnovasyon ,sadece yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün değil, üretim sürecinde; pazarlama yönteminde, ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda yeni bir yöntemin uygulanmasıdır. İnovasyon/yenilikçilik, yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim yöntemi geliştirmek ve bunu ticari gelir elde edecek hale getirmek için yürütülen tüm süreçleri kapsar Son yıllarda “Yeni” sözcüğü yerine çoğunlukla, “farklı” sözcüğü tercih ediliyor. Bu da bize başarının, “fark yaratmak” üzerine oturtulduğunu gösteriyor. Yenilikçi Kimdir? Proaktif (girişken), çok yönlü, sorun çözen girişimci kişilere yenilikçi deniliyor. Yenilikçilik ile Girişimcilik arasında da iç içe geçmiş ilişkiler var. Girişimci ruha sahip biri için yenilikçi olmamak mümkün değil. Yenilik yapmak ve uygulamak olanağı varsa girişimcilik yenilikçilik yönünde harekete geçebiliyor, değilse taklit ve tekrardan kurtulamıyor. Yenilikçilik ; tekrarın güvenli limanından çıkıp bilinmeyen sulara açılabilme cesaretine sahip olmaktır. Bilinmeyen sulara açılmak tehlikelidir. Yenilikçiliğin peşinde olmak tehlikeyi göze almak demektir. Yenilikçilik işletme içindeki kazalara izin vermektir. Çalışanlar sınırlarının dışına çıktığı zaman inovasyon oluyor ve adına “hatalardan öğrenmek” deniyor. Edison ampulün icadını 1.000’inci deneyde bulduğunda önceki sonuca gitmeyen 999 deney için; “hatalar ve öğrenmelerle dolu yollar” adını vermişti. Yenilikçilik ile buluşçuluk/icatçılık ilişkisiYenilikçilik, keşfedilmemiş olanı icat etmeyi değil; değer yaratma yollarını keşfetmeyi hedefler. Ticari başarıyı gerektirir. Sadece buluş yapmak, o buluşun ticari başarısını garantilemez. İcat /Buluş bir ticari değere dönüşmediği durumlarda yenilikçilik (inovasyon) söz konusu değildir. Elektrikli süpürge J. Murray Spengler tarafından icat edildi ama ticarileştirilmesini ve satışını W. H. Hoover adlı bir deri imalatçısı gerçekleştirdi. Bunun için de Spengler adı değil, Hoover adı dünya çapında bilinmiş ve yayılmıştır. İnovasyon icat olmamakla birlikte, icatların sonuçlarından yararlanabilir. Asıl önemlisi ekonomik getirisi olan, henüz yapılmamış, bilinmeyen bir şeyleri yapmaktır. Bu nedenle de fikirler ve kavramlar önem kazanır. Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge), inovasyon için gereken en önemli faaliyetlerden biridir. Ar-Ge'yi yapanların girişimcilik niteliği yoksa, değer yaratılamaz. Bu durumda Ar-Ge sonuçları inovasyona dönüştürülmemiş demektir. Ayrıca, inovasyonun büyüklüğü yaratacağı etkinin büyük olacağı anlamına da gelmiyor. Ürün Geliştirme ( Ür-Ge) Ürünün Geliştirilmesi, pazara -mevcut ürüne kıyasla- müşteri ihtiyaçlarına daha uygun olan bir ürünün sunulmasını amaçlayan bir süreçtir. Pazarın ve müşterilerin mevcut ürünle ilgili üreticiye geri bildirdiği bilgilerin değerlendirilmesiyle başlar. Bu bilgiler, müşterilerin ürünün kullanımında saptadıkları negatif bulgu ve şikayetler ya da kalite ve kullanımda avantaj sağlayacak pozitif öneriler olabilir. Ürünü geliştirmek demek, farklılaştırmak,yenilemek ve hatta başka bir ürüne dönüştürmek, kısaca mevcut ürüne son verip yenisini ortaya koymak demektir. Ürünü fiziki olarak bu günkü görünüşünden ve işlevlerinden farklı hale getirmek ürün geliştirme olabildiği gibi, maliyetini azaltmak, kalitesini yükseltmek de ürün geliştirmektir. Ürün geliştirme konusu firmaların gündeminde küçümsenmeyecek bir yer tutmaktadır. Ürün geliştirme, bir ürünü kullanıcı açısından yararlı ve istenir, üretici açısından ise farklı ve karlı kılan özelliklerin belirlendiği süreçtir Bir firmanın ticari başarısı pazardaki müşteri ihtiyaçlarını kapsamlı şekilde saptanmasına, bu ihtiyaçlara karşılık gelecek yenilikçi ürünleri geliştirme yeteneklerine ve bütün bunların maliyetlendirilmesiyle yakından ilgilidir. Çok geniş tabanı olan Ür-Ge daha çok pazarlamanın şansını artırmaya yöneliktir. Teknolojik yenilikler de ürün geliştirmede önemli bir girdidir. Teknolojik gelişmeleri birikimleriyle birleştirerek ürüne dönüştüren ve ekonomik kazanç sağlayan kuruluşlar, rekabette önemli avantajlar elde ederler. İlklerin Kısmeti İlk olmak girişimciye çok büyük ufuklar açar. İlklerin kısmetli olduğu inancı yaygındır. Geçilmemiş yerlerden geçmek, denenmemişi yapmak, riski göze almak ürün geliştirmede başarı için gerekli koşullardandır. Yapılan bir araştırma son on yılda pazara ürünü ilk çıkaran on kişiden sekizinin pazar lideri olduğunu göstermiştir. Ürünü pazara ilk çıkaran olmak, tasarım ve üretim süreçlerini kısaltarak kısa sürede ürün üretmek, yeni teknoloji versiyonlarını kısa sürede elde etmek, hatasız tasarım yapmak, maliyetleri azaltarak rekabet gücü kazanmak, tüm üreticilerin ortak arzuları ve arayışlarıdır. Ortak olan asıl konu ise“ürün geliştirmek” olmaktadır. Pazara Sunum Sürecinde Yenilikçilik Pazarlamanın en basit tanımı kazanç elde etmek için satıştır. Malın ya da ürünün fiyatı yeteri kadar düşükse hemen hemen herkes o malı kolayca satabilir. Asıl zor olan bir malın size olan maliyetinden fazla ödemeye hazır müşterilere ulaşmak ve onları elde tutmaktır. Günümüzde küçük detaylar ile ilgilenen, seçici ve değişken müşteri tipi ile baş etmek pek de kolay değildir. Pazarda tutunabilmek, ürün yönetimi ve ürün geliştirme yaklaşımının tüm organizasyonel birimlerle sağlıklı uyumunu ve yönetimini gerektirir. Bu nedenle “Ürün Yönetimi”, sorumlulukların, görevlerin ve insanların pazar veya ürüne göre yapılandırılmasıdır. Yapılandırmanın amacı, firmanın ürünü kazançlı satmasıyla pazarlamasında başarılı olmasını sağlamaktır. Önce ürün gelir sloganı ile yola çıkan eskinin üreticileri, verimliliği artırmak ve maliyetleri azaltmak adına stratejik atılımlar üzerinde yoğunlaşmışlardı. Verimlilik önemini korurken, ürün geliştirme süreçleri sonunda cirolarında artış görmek istedikleri de gözlendi. Dünyanın önde gelen imalatçılarından gelen son sinyaller bu paralellikteydi. Üretici firmalar esas olarak ofis arkasındaki sistemleriyle değil, ürünleri ile tanınırlar. Arçelik, Bosch yaptığı beyaz eşyalarla, Dell, bilgisayarları ile tanınmaktadır. Ancak tüm bu firmalar için geçerli olan tek şey var. Ürünün ön planda tutulmasını sağlayan en önemli etkenin ürün geliştirmek olduğunun farkına varmış olmaları... Önce Ürün Gelir Stratejisi Ürünü ön planda tutan bir firma, ürün geliştirme sürecini, müşteri memnuniyeti, operasyonel verimlilik ve firma hedeflerinin kesiştiği yere yerleştirir. Başarının, sağlam bir organizasyon ve mükemmel ürünler üretmekten geçtiğini bilir. İzlediği tasarım süreci ise; Ürünlerinde değişiklikleri kısa sürede yapabilmek, özel siparişlere hızlı cevap verebilmek ve ürün geliştirme süreçlerine hakim olmaktır. Bunlar süreçlerde her adımda değişiklik yapabilirler. Optimizasyona odaklanmışlardır ve sürekli rekabet ve karlılığı artıracak çözümler üretirler. Katılımcı Yönetim: İnovasyon şirkette kimin işi olmalı? Bütün çalışanlar rol almalı mı? Bu soruların cevabı her şirket için farklıdır. Gerçek olan şu ki, fikir üretme aşamasına şirketteki herkesin, hatta dış kaynaklardan gelecek fikirlerin de katılımı gereklidir. İşletmelerde, çalışanların kafasında “farklı” ve “yeni” fikirler olabilir. Yapılan bir araştırmaya göre inovatif fikirlerin %41’i çalışanlardan geliyor. Önemli olan, birinin aklına farklı bir fikir geldiği zaman bunu sisteme sokacak mekanizmaların olması, eleştirilip bastırılmaması ve değerlendirme sisteminden geçtikten sonra bir karara bağlanması. İnovasyonda takım çalışması önemli. Başarıyı üst yönetim sahipleniyor ve ödüllendiriyorsa başarıya gidiliyor. Yeni ürün fikri, olabildiğince fazla ve değişik kavram üretme ile başlar. Kavram geliştirmede başarı, gerginlikten ve stresten uzak, beyin fırtınası yapmaya elverişli bir ortam ve katılmalı veya katılımcı yönetim gerektirir. Böylece katılımcılar kendi fikrini rahatça ortaya koyabilirler. Kullanıcılardan görüş almak, ürünün müşteri ihtiyacına ne kadar cevap verdiği, doğru çalışıp çalışmadığı vb. özellikleri sorgulamak ve sınamak önemli ve yararlıdır. Sonuç olarak ürün geliştirme bir araştırma ve geliştirme işlevidir. Geliştirilecek ürünün kendisi olmakla birlikte ürün süreci de araştırılmalı ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bununla yetinmemeli sürekli gelişim sağlayıcı çalışmalar içinde olmalıdır. Bilginin bir üretim girdisi olarak katma değer yaratma gücü, özellikle yenilikçi ürünlerin geliştirilmesindeki rolü, giderek daha fazla anlaşılmış ve“bilgi yönetimi”nin önemini daha da arttırmıştır. Rekabetçi pazarlardaki firmalar için bilgi yönetimi, vizyonlarının ve stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Gelecek için, bilginin edinilmesi, özümsenmesi ve bir üst düzeyde yeniden üretilmesini ve bunu yenilikçi ürün süreçlerine yansıtmayı becerebilen firmalar diğerlerinden daha başarılı olabileceklerdir.. Bütün bunlara ilave olarak inovasyon daralan piyasalarda krizleri aşmak için de bir yoldur. İnovasyon yaparak, yeni ürünler üretmek de etkili bir krizle mücadele yöntemidir.. Son olarak; şu gerçeği de göz ardı edemeyiz: Büyümek yeni ürünler üretmekle gerçekleştirilebilir. Tek bir ürünle büyüyen şirket yok gibidir. Çünkü her ürüne olan talep ve yaşam süresi sınırlıdır. İşletme büyümek istiyorsa, yeni ürünler üretmek, yeni pazarlar bulmak zorundadır. Yani inovasyon şart !
Bu yazı 680 defa okundu.
|