|
Gelecek Yönetimi çok iddialı bir söylemdir. Kriz ile mücadele etmemek için riskleri yönetmek, gelecek yönetiminin temelini oluşturmaktadır. İş hayatının bir kaçınılmazı olan krizlerin veya risklerin yönetiminde, birçok dinamikler bulunmaktadır. Her an her şey değişebilir ve her an olağanüstü dönemler olabilir. Kriz öncesinde dikkat çekmeyen konular, krizde insanları, piyasaları, şirketleri, ülkeleri etkilemeye başlar. Bütün bunların üstesinden gelmek ve krizlerde yara almadan veya en az hasarla çıkmak ancak geleceği yönetmek ile mümkün. Gelecek yönetimi, geleceğin tahmininden değil, tasarımından geçiyor.... Geleceği Yönetmek Eskilerde gelecek konusu, mistikler, falcılar, müneccimler, astrologlar vb. kişilerin uğraş alanına girerdi. Yöneticiler ise, geçmişin verilerine bakarak bugünün değerlendirmesi ile meşgullerdi. Günümüzde ise, devlet ve şirket yöneticileri ilgi alanlarını, bu günden, geleceğe yöneltmişlerdir. Geleceği, bu günden düşünmeye yönelten en büyük neden değişimdir. Bir çok şey değişmiştir ve değişmektedir. Yaşam temposunun hızlanması, teknolojinin insan yaşamına her alanda –olabildiğince- girmesi, sosyal yapılardaki ani değişimler, işletme yöneticilerinin ayakları üzerinde durmak ve gelecekte var olmayı istemeleri bakışları geleceğe yöneltmiştir. Bu günden geleceği kestirmenin güçlüğü, geleceği tasarlamanın üstün bir özellik olarak algılanmasını sağlamıştır. Bu günü kurtarmak için gelecekten ödün vermek artık bu günün aklı başında ve öncü liderlerinin/yöneticilerinin gündeminde yer almıyor. “Geleceğin yöneticisi” tanımı da “ problemler çıkınca çözüm üretmeye çalışan kişi yerine, problemleri önceden tahmin ederek, zamanında önlem alabilecek yapıdaki kişidir” şeklinde biçimlenmiştir. Yöneticilerin pek azı, yarın için gerekli ve yeterli kaynak hazırlar. Oysa fırtınalı dönemlerde, ani değişimlerin sert darbelerine hazırlıklı olmak, önlem almak ve önüne geçebilmek ve hatta bununla kalmayıp olası fırsatlardan yararlanabilmek bir o kadar önemli olmaktadır. Bu da, insan ve finansal kaynakların gelecek için yönlendirilmesi ile olasıdır. Peter Drucker gelecek yönetimi için bir güç analizi öngörüyor ve şunların araştırılmasını istiyor: - Firma neler de iyidir?
- Ona rekabet üstünlüğü sağlayan güçlü yanlar hangileridir?
- Mevcut güçlü yanlarda ne gibi iyileştirme ya da güncelleştirmelere gidilmelidir?
Bu analiz ile firmanın neleri yapabileceği ve neler yapması gerektiği ortaya çıkartılır. Bu aynı zamanda Firmanın beklenmedik gelişmeleri fırsata dönüştürmesine olanak sağlar. Belirsizlik bir tehdit olmaktan çıkar ve fırsata dönüşür. Fırsat hazır olmayanla vakit kaybetmez! Bu tümce gelecek yönetiminde fırsatlardan yararlanma konusunu anlamlı kılan bir söylemdir. Başarılı şirketlerin; geleceğe hazır olan ve geleceği yönetebilen şirketler olduğu tartışılmaz doğrudur. Bunlar kabul edilmiş kuralları benimsemek yerine, rekabet kurallarını sürekli değiştiren, fark yaratan bunu da fark ettiren, farkında olunmasını sağlayan şirketlerdir. Bu tür şirketler; yeni iş yapma yöntemleri buluyor, yeni ürün kavramına öncülük ediyor, yeni pazarlar yaratıyorlar. Kendi varsayımlarını sürekli sorguluyor ve geleceklerinin kontrolünü kendi ellerine alıyorlar.
Geleceği tamamıyla sezmek ve tamamen bilmek hiçbir zaman mümkün olmaz ancak önceden öngörülebilirler. Başka bir ifade ile bu olaylara hazırlık yapmak ve yararlanmaya çalışmak olasıdır. Kuruluşlarda, toplumlarda ve yaşamımızda geleceği anlamlı hale getirmek için izlenebilecek yol geleceğe tepki vermek yerine geleceğin kontrolünü ele geçirmektir. Geleceği yaratmanın bir başka yöntemi de fayda yaratmayan her şeyi ayıklamakla mümkün olduğu söylenir. Geleceği düşünenler Batılı bir düşünür, bugünkü başarılarının tamamını gelecek vizyonu sayesinde sağladıklarını ve “geleceğe yönelik vizyon, sonunda bizi aya götüren en mükemmel çalışmanın yapılmasına neden olmuştur. Bu gün geçerliği olan hiçbir eğilim bizi bu geleceğe taşıyamaz” demiştir. Geleceği düşünmeyen yönetimlerin en belirgin özellikleri ise: - Günü kurtarma politikaları ile uğraşanlar,
- Bu günlerini sürekli dün ile kıyaslayarak mevcut hallerine şükür ile yetinenler,
- Bu günü de kazasız belasız atlattık söylemleri ile teselli bulanlar,
- Borç vermeyi değil de borç bulmayı meziyet sayanlar,
- Kendi kaynaklarına değil de başkalarının lütuflarına sığınanlar,
- Bugün var olmayı her şeye bedel bir süreç olarak algılayanlar,
- Değişimlerini başkaları istiyor diye, onlara yaranmak onlardan kredi almak için gerçekleştirenler
Kısacası örgütleri, geleceği yönetenler ve gelecek tarafından yönetilecek olanlar şeklinde ikiye ayırmak mümkündür. Bundan 25 yıl kadar önce bu günü kurtarmak bir anlamda geleceği de kurtarmak anlamına geliyordu. Oysa bu gün günü kurtarmak günlük üretmek günlük yaşamak, günübirlik çözümler anlamına geliyor ve palyatif sayılıyor. Üretim, tüketim, tasarruf, büyüme gibi her türlü ekonomik ve sosyal olgu karşısında alınan pozisyonun temeline “geleceği” koyanlar, geleceğini garanti altına alabilmektedirler. Bunlar da doğal olarak bu günün refahından ödün verebilenlerdir. Teknoloji Yönetimi Geleceğin toplumlarını; teknolojiyi üreten ve yönetebilen toplumlar ve teknolojinin yönettiği toplumlar şeklinde ikiye ayırmak mümkün. Teknoloji, geleceğin şekillendirilmesinde önemli bir olgudur. Teknolojideki gelişmeler sosyal hayatı ve buna bağlı olarak işletmeleri de değişime zorlamaktadır. Teknolojideki değişimin hızı öylesine artmış, piyasaya sürülen bir modelin yaşam ömrü öylesine kısalmıştır ki buna ayak uydurmak işletmeler için başlı başına bir sorun haline gelmiştir. İşletmeler artık bu günü dün gibi yaşayamayacağının bilincine varmışlardır.
Değişim Değişim, her ülkeyi, her işletmeyi, her bireyi etkiler hale gelmiştir. Eskiden ortaya çıktığında bir bölge ya da ülkeyi etkileyen olaylar bu gün tüm dünyayı etkisi altına alabilmektedir. Öylesine hızlı bir değişim yaşanıyor ki zaman kavramımızı etkiledi, günlük hayatımızdaki tempomuzu kökünden değiştirdi. Çevremizdeki dünyayı algılayış biçimimiz bile değişti. Artık yaşamı da geçmişteki insanlar gibi algılayamıyoruz. Tarihçilere göre uygarlıklar, sosyologlara göre toplumsal sistemler, biyologlara göre organizmalar, antropologlara göre ise kültürler değişmektedir. Müşterilerin ve rekabetin de değiştiği ortadadır. Sistem olarak bütün, genel olarak toplum, özel olarak da örgütler değişmektedir. Değişim varolmanın kanunu olmuştur. Her gün kurallar değişmektedir. Küçük büyüyerek, zayıf güçlenerek değişir. Tutumlar değişir, hava değişir, zevkler değişir, değerler değişir. Prensipler değişir özetle aklınıza gelebilecek her şey değişmektedir. Değişikliği daha önceden tahmin etmenin zorluğu da işleri daha karmaşık hale getirmektedir. J.M.Richardson şöyle diyor: Dünyada üç çeşit insan var: 1.Değişime imkan yaratanlar 2.Değişimi gerçekleştirenler 3.Olanlara hayretle bakanlar Değişime hazır değilseniz bunu yapamazsınız.
Küreselleşme/Globalleşme: Küreselleşme ya da Globalleşme ülke duvarlarının kalkması dünyanın tek pazar haline gelmesi demektir. Bu durumun rekabeti artıracağı hatta acımasız hale getireceği kuşkusuzdur. Küreselleşme küresel pazarda kendi değerlerinden vazgeçmek, kimliğimizi unutmak demek değil. Hiçbir ülke insanı kimliğini yitirmeyi istemiyor. Bu da son derece insani bir duygu. Küreselleşme şirket, toplum devlet ve ulus gibi yapıların küresel değerler ile uyuşumlu olmasını zorunlu kılmaktadır. “Yerel düşün küresel davran” ya da “ küreselde yerel, yerelde küresel kalarak” ifadeleri bu yönü ile çözüm olarak görülmektedir. Teknolojik hız, küreselleşme, değişme gibi olgular, zorunlu olarak enerjisini geleceği yönetecek yapılar, örgütler ve kurumlara ihtiyaç duyurmaktadır. Sonuç olarak günümüz yöneticileri gelecekte var olmak ve bu varlıkta etkin olmayı hedefleyerek geleceği yönetmeye odaklanmalıdırlar. Liderler gelecekte şirketlerinin alacağı şekli bu günden alacağı kararlar ve atacağı adımlarla ve uygulayacakları yöntem ve stratejilerle belirleyeceklerdir. Geleceğin yöneticileri her şeyden önce modern bir dünya görüşüne sahip, başarıyı, rekabet, yaratıcılık, gelişme, liderlik, performans, katılımcılık ve yönetişim konusundaki üstünlükleri ile değerlendirmesini becerebilen kişiler arasından çıkacaktır. İleriye bakmayan, umudunu yitirmiş, yarının da dün gibi süreceğini sanan, gelişime, değişime kapalı bireyler geleceğin dünyasında ancak emir almaya ve yönetilmeye devam edebilirler. Geleceğine hükmedebilecek yöneticiler; önceden belirlenen fırsat ve tehditler ışığında geleceği kavrayan, geleceğin trendini kestiren, gelecekten bugüne dönüp analiz eden, inceleyen ve gelecek için bu günden neler yapılacağını ortaya koyan yöneticilerdir. KAYNAK Yeniçeri, Ö., Gelecek Amaçlı Yönetim, Standart TSE Dergisi Mayıs 2003
Bu yazı 636 defa okundu.
|