Küresel Rekabetin Koşulları:Yaptığınız işin, ürettiğiniz ürünün dünya ölçeğinde talebi nedir? Nerelerde az nerelerde çok talebi var? Piyasa fiyatı nedir? İnsanların hangi kesiminin bu ürün/hizmete talebi var?
Ürün yaşam ömrü nedir?, Ürün/hizmet ile ilgili dünyadaki kapasite ve bu kapasiteyi sağlayanlar? Ürün/Hizmet ile ilgili üretim teknik ve bilgileri? Bu konuda bilgi tam değilse bilenlerin işin başına getirilmesi ilk koşuldur.
- İşin Büyüklüğü Dünya Ölçeğinde Olmalı
Rekabette ikinci koşul güçlü olmaktır. Bu güç sadece finansal olarak değil entelektüel sermayede de güçlü olmayı gerektirir. Burada “bilgi gücünden” söz ediyoruz. Yaptığınız iş küresel olacaksa, tüm dünyaya açılacaksanız eğer, ona uygun tesis ve çalışanlarınız olmalı. Kapasiteniz dünya ölçeğindeki pazardan payını alabilecek ölçekte olmalı. Satış ağınız da buna uygun olmalıdır.
- Teknolojiniz en yeni teknoloji olmalı
Teknolojisini geliştirmeyen veya yenileyemeyen firmalar rekabette geride kalırlar. Teknoloji ile Bilişim teknolojisini, planlama programlama modüllerini, üretim teknolojilerini ve hatta iletişim teknolojilerinden söz ediyoruz. Sahip olunan üretim tesis ve tezgahlarının son teknolojiye göre donatılması gerekir.
Firma içi iletişim, bilgisayar, internet ve diğer teknolojilerin kullanılması ile iletişimde hız sağlanmalıdır. Bu herkesin aynı anda her şeyden haberdar olmasını sağlar ve sorun oluştuğunda problem büyümeden önlem alınması mümkün olur.
- Eğitime önem vermelisiniz
Rekabet için elemanlarınızın kalitesinin yüksekliği tartışmasız gerek şarttır. Bu nedenle elemanlarınızın eğitimi ve kalitesinin yükseltilmesi, satış ve pazarlamada e-ticaret, internet reklamları vb. etkinlikleri kullanabilen, donanımlı elemanlarınız, daha geniş kitlelere ulaşır ve mal/ hizmet alım ve satışlarınızda size avantaj sağlar. Bu nedenledir ki entelektüel sermayenizin güçlü olması için eğitim önemlidir ve sürekli eğitim yatırımı yapılmalıdır.
Girdileriniz çıktılarınızın kalitesini engellemeyecek şekilde uygun ve ucuz, çıktılarınız da hatasız ve taahhüt edilen kalitede olmalıdır. Hatalı ürün ve fireler maliyet unsurlarıdır. Bu nedenle üretiminizde hataları yok etmelisiniz. Bunun için de üretim sırasında kullandığınız cihaz, tezgah, ölçü aletlerinizin ayarları ve kalibrasyonları tam olmalı sık sık denetlenmelidir. İş akışlarınız uygun dizayn edilmiş, gereksiz taşımalardan ve gereksiz stoklardan arındırılmış bir proses olmalıdır. Her duruş bir verimsizliktir, maliyet unsurudur ve teslimatların gecikme nedeni olacağından müşteri memnuniyetsizliğidir. Bu nedenle tesisin planlı bakımı yapılmalı, tesadüfi arızalara fırsat verilmemeli, üretim dengelerine gereken dikkat ve özen gösterilmelidir. Kapasite tam kullanılmalı hesaplanan maliyetlerinizde sapmalara izin verilmemelidir.
Yıllar boyu servetin göstergesi olarak anılan stoklar, bugün artışları endişe ile karşılanan ve devamlı kontrol edilmesi gereken duruma gelmiştir. Yanlış stok politikaları veya uygulama hataları, pek çok işletmeyi zora sokmaktadır. Stok paranın atıl durması anlamına geldiğine ve ürünün değerine herhangi bir şey katmadığına göre Japonların dediği gibi” israf” kabul edilmeli ve gereksiz ve hesapsız stok tutulmamalıdır.
- Satışlarınızın Paraya Dönüşü Tam ve Düzenli Olmalı!
Mal ve hizmeti istenilen standartta ve zamanda üretmek müşteriye göndermek yetmez. Bunun bedelinin kasanıza girmesi gerekir (yaşam kuralı). Zamanında tahsil edilemeyen mal bedelleri firmanızı zora sokar Gereksiz finans sıkıntısı yaşatır. Rekabet gücünüzü olumsuz etkiler. Bu nedenle müşterilerinizi dikkatli seçmelisiniz. Her önünüze gelene ciromu yükselteceğim diye mal veremezsiniz, vermemelisiniz.
Bu “ verdiğin sözleri tut!” olarak da algılanabilir. Güvenilir olmak dürüstlükten geçer. “Güven öyle bir kuştur ki elinizden kaçırdığınızda onu tekrar yakalayamazsınız” söylemi anlamlıdır.
Bu nedenle ister tedarikçilerinize, ister müşterilerinize isterse çalışanlarınıza karşı güveninizi korumalı, harcamamalısınız. Zor elde edilen kolay kaybedilen bir olgudur güven. Bu nedenle ürün/hizmet üretiminizde taahhüt ettiğiniz kalite standartlarınızı korumalı, ucuz kar farkları için standardınızı düşürmemelisiniz. Söz verdiğiniz günde müşterinizin malını göndermeli, çalışanların ücret ve primlerini söz verdiğiniz günde ödemelisiniz. Robert Bosch boşuna söylememiş “insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” diye…
Burada ki güven satın alan, satan arasındaki müşteri satıcı ilişkisindeki güven ile sınırlı değil. İş alan iş veren arasındaki güven de bir o kadar önemlidir. Verilen sözler tutulmalı. Üretim tesislerinin sahip ve yöneticileri çalışanlarına bu güveni verebilmeli, çalışanlar kendilerini şirketin bir parçası olarak hissetmelidirler.
- Amaç Birliği Yaratmalısınız
Uluslararası arenada rekabet edebilmek için; yapılan işle ilgili, sistemin bütün parçalarının uyumlu entegre ve inanmış olmaları gerekir. Şirket kendisini bu işte nerede görüyor? Hedefi nedir? Oraya nasıl ulaşabilir? Bununla ilgili stratejik planları tüm ilgililerce belirlenmiş, anlaşılmış ve özümsenmiş olmalıdır. Bu nedenledir ki Katılımlı Yönetim ya da Katılmalı Yönetim veya Tam İletişimli Yönetişim rekabet için kaçınılmaz bir gerçektir. Atalarımız ne güzel söylemiş bir elin nesi var iki elin sesi var” diye…
Uluslararası alanda verilecek kararların yanlış olmaması, hissi/duygusal olmaması ve doğru olması gerekir. Yanlış yapmamanın en kolay yöntemlerinden birisi işle ilgili çalışanların fikirlerini almak ve değerlendirmektir. Bunun olabilmesi içinde şirket çalışanlarının doğru kararlar almasını sağlayacak bilgileri onlarla paylaşmak ve onları işin içine katmaktır. Şirketin karşılaştığı veya karşılaşabileceği zorluklar ilgililere duyurulmalı onlarında bilgilenmesi sağlanmalıdır. Açıklık ve dürüstlük her zaman güven yaratır. Gizlilik ve kapalı kapılar ardındaki hesaplar şüphe uyandırır ve güven bunalımı yaratır.
Rakip Analizi Sektörün gelecekteki koşullarının tahmin edilmesinde, mevcut ve potansiyel tüm büyük rakiplerin analizi önemli bir girdi olarak kullanılır. Bir işletme rakiplerini, onların pazar içindeki faaliyetlerini ve izledikleri stratejiyi bilmiyorsa, kendi faaliyetlerini çok iyi bilmesi fazla anlam ifade etmez. İşletmenin kendisine yönelik olduğu kadar rakiplerini ve onların durumunu da sürekli ve sistematik bir şekilde incelemelidir.
Rekabet HamleleriFirmalar birbirlerinin hamlelerinin etkilerini hisseder ve bunlara tepki göstermeye eğilimlidir. Ekonomistler bu durumu oligopoli olarak adlandırıyor. Firmalar kararsızlık yaratacak, maliyeti yüksek ve tüm katılımcılar için kötü sonuçlar doğuracak bir savaştan kaçınmalıdırlar.
Tehditkâr olmayan işbirlikçi hamleler; rakiplerin hedeflerini tehdit etmeyen hamlelerdir.
İşletmeler gerek büyümek, genişlemek, yenilenmek ve gerekse mevcut durumlarını korumak amacıyla yoğun rekabeti göz önüne almak durumundadır.
Sizin özelliğinizin ortaya çıkması için rakiplerinizin olması gerekir. Rekabet bu yüzden önemlidir. “bizim en büyük rakibimiz kendimizdir.”sloganı kulağa hoş gelir ancak farkın fark edilmesi için diğer firmalara /rakiplere de ihtiyaç vardır.
Rekabetin Faydaları
Rekabet, işletmeleri daha az kaynak kullanımı ile üretim yapmaya, ya da aynı miktar girdi ile daha çok çıktı elde etmeye zorlamaktadır. Nedeni, işletmelerin piyasada oluşan fiyatı etkileme şanslarının olmaması ve faaliyetlerini sürdürebilmek için daha düşük maliyete sahip olmaları gerektiğidir. Bu da verimlilikten/etkinlikten geçiyor. Farklılaştırma gereği ise rekabetçi piyasalarda faaliyet gösteren işletmeleri, piyasada kalabilmek için diğerlerinden farklı olmaya, (maliyette daha ucuz + daha yüksek kalite), hatta yeni buluşlara zorluyor. Dolayısıyla rekabetçi piyasalarda işletmeleri Ar-Ge ve Ürün Geliştirme (Ür-Ge) faaliyetlerine yöneltiyor.
Rekabet bütün ülkedeki ekonomik hayatı düzenleyebilecek yapıdadır. Rekabet ekonomik gücün tek bir elde toplanmasını önleyip topluma yaygınlaştırarak, iktisadî güce sahip olanların siyasi hayata da egemen olmasını engeller. Her firma başarılı bir şekilde rekabet edebilmek için rekabete dayanan farklılık oluşturmalıdır. Bu da işletmeyi müşterilerin gözünde diğer firmalardan farklı kılan farklı yetenekleri ve yaklaşımları ile kazanılabilecektir.
Rekabetçi piyasa, iktisadi etkinliği gerçekleştirerek, refah etkisi yaratacak; aşırı kârı engelleyerek tüketicilerin korunmasını sağlayacaktır. Rekabet, pazardaki firmaların bireysel faaliyetlerinin merkezi bir müdahaleye gerek olmaksızın karşılıklı koordinasyonu için en etkili yöntemdir.
Üretim maliyetlerini azaltma ve kalitelerini artırma gibi avantajların yanında rekabet, firmaların karlılıklarının azalmasına hatta piyasadaki varlıklarının tehlikeye girmesine dahi yol açabilmektedir. Türkiye bağlamında pazar payını büyütmek ve var olan müşteri pastasından daha fazla pay almak belki de önemli düzeyde karma strateji ile mümkün olabilmektedir. Zira gelir dağılımındaki adaletsizlik ve dengesizlik, piyasada farklı tüketim kalıplarının ve ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden olmakta, bu da başarı için firmaların birden çok faktöre yoğunlaşmalarını gerekli kılabilmektedir.
KAYNAKÇA Akdeniz N. ve diğ. Rekabet Yönetimi,Süleyman Demirel Üniv.İ.İ.B.Fak.İşletme Böl. Grup ÖdeviArman K.,Yeni Dünyada Strateji ve Yönetim.: Sistem Yayıncılık İstanbul.1998Eren,E., Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası: Beta Basım , İstanbul 1999
Kavrakoğlu İ.,Süleyman G., Melike B., Yeni Rekabet Stratejileri ve Türk Sanayisi, TUSİAD Yayın. İst., 2002
NOT : Bu yazı Kaynak Elektrik Dergisi 2008 Ekim, 233 sayısında yayımlanmıştır.