|
Hiç bir miras dürüstlük kadar zengin değildir William Shakspeare Bugüne kadar bilim dünyasında genelde sağlık alanında tartışılan etik kavramı son yıllarda diğer bilim disiplinlerinde de işlenmeye başlandı. Başta mühendislik etiği olmak üzere genetik çalışmalarla ilgili etik kaygılar, sosyal etik, çevre etiği, iş etiği gibi konular da sık sık gündeme taşınmıştır. Globalleşme veya küreselleşme olgusu, iş yaşamında sağlıklı şirketlerin oluşmasını gerekli kılıyor. Dikkatler iş ahlakı/ etik olmak ve sosyal sorumluluk üzerine giderek yogunlaşıyor. Yapılan araştırmalar son yıllarda başarılı sirketlerin iş ahlakı ve sosyal sorumluluk kavramlarını gelişme ve büyümede bir araç olarak benimsediğini ve kullandığını ortaya koymuştur. Ahlak, toplumsal yaşamda belirli kişi, grup ya da toplum için belirli zamanda ve belirli bir yerde geçerli olan (ya da geçerli olması beklenen) değer yargılarının adet, töre ve kuralların oluşturduğu bir sistem bütünüdür. Etik olmak ile ahlaklı olmak eş anlamlı sözcükler. Türk Dil Kurumu sözlüğünde etik sözcüğünün tanımı:” töre bilimi,ahlak bilimi, ahlaklı,ahlakla ilgili olan” şeklindedir.İngilizcede ahlak sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan (ethics) sözcüğü Yunanca Ethos’dan geliyor. Prof. Dr. Bedia Akarsu da, Felsefe Terimleri Sözlüğünde etik kavramını şöyle açıklıyor: "etik; ahlak felsefesi: Ahlaksal olanın özünü,temellerini araştıran bilim; insanın kişisel ve toplumsal yaşamındaki ahlaksal davranışlarıyla ilgili soruları ele alıp inceleyen felsefe dalı". "İyi nedir veya ne yapmalıyız? gibi soruları kendince ödev olarak koyan felsefe dalı. Bu tanımdan hareketle iş etiği veya mesleki etik için,” başta işletme sahibi ve yöneticiler olmak üzere bütün çalışanlarla birlikte kuruluşlarda yürütülen faaliyetlerin genel ahlak felsefesine ve mesleki etiğe uygun yapılması” olarak tanımlayabiliriz. İş ahlakı; işletme sahibi, yönetici ve çalışanlarının uymaları gereken kuralları içerir. İş dünyasında mal ve hizmetlerin, üretim ve tüketim sürecindeki doğrular ve yanlışlar ise iş ahlakının konusunu oluşturmaktadır. Üretim sürecinde firmadan beklenen görev ve sorumluluklar ile firmanın uyması istenilen kurallar üretici ahlakını belirler. Tüketicilerden beklenen görev ve sorumluluk ile uymaları istenen kurallar ise tüketici ahlakı olarak adlandırılır.. Bu çerçevede İşveren ahlakı, işçi ahlakı ve yönetici ahlakı adı verilen üç yeni ahlak kavramı daha karşımıza çıkmaktadır. İşverenlerin ve üreticilerin; tüketicilere, çalışanlarına, çevreye ve devlete karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Çalışanların da aynı şekilde işletmede uymaları ve yerine getirmeleri gereken sorumlulukları vardır. Sivil toplumun ekonomik modelini ifade eden serbest piyasa ekonomisinde iş ahlakının temel ilkelerinin de oluşturulması gerekir. Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Ahlaki kurallar, genel geçerliliğe sahip değildirler. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma değişebilir. Özetle, ahlak kuralları subjektif ve göreceli özelliğe sahiptir. Ahlak kuralları, belirli bir yerde geçerli olan değer yargılarıdır. Herkes için genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar olmadığı gibi, her yerde genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar da yoktur. Ahlak kuralları, belirli bir zamanda geçerli olan değer yargılarıdır. Bugün geçerliliği olan bir ahlak kuralı, önemini zamanla kaybedebilir ve hatta değersiz olabilir. Ahlak insanlararası ilişkilerde nasıl davranılması (ya da nasıl davranılmaması) gerektiğini gösteren kendiliğinden oluşmuş ve hazır değer yargıları sistemidir. Ahlak kuralları kendiliğinden oluşur. Ancak daha sonra hukuk kuralı haline dönüşebilir. Ahlak, insanlararası ilişkilerde uyulması beklenen kuralları ve yapılması gereken görevleri belirtir. Bu bakımdan, en başta, bir ahlak türü olarak birey ahlakı'ndan sözetmek gerekir. Birey ahlakında toplum üyelerinden beklenilen kurallar önem taşır. Bir toplumda uyulması beklenilen kurallar, örf ve adetler ise sosyal ahlak (toplumsal ahlak)'ı oluşturur. Ahlak sadece uyulması beklenilen kuralları değil, aynı zamanda yapılması gereken (ya da beklenilen) görevleri de belirtir. Bu çerçevede aileden ve tüm toplumdan bir sorumluluk beklenilmektedir. Sorumluluk, esasen ödev ahlakıdır. Özgür toplumun ahlak felsefesi iki temel ilkeye dayalıdır: 1- Sana yapılmasını istemediğini, sende başkalarına yapma. 2- Aynı zamanda genel bir yasa ve evrensel bir kural olmasını isteyeceğin bir kurala göre hareket et. Immanuel Kant'ın ahlak anlayışı olarak bilinen bu anlayış, her yerde ve zamanda neyi yapmamız gerektiğini değil, neyi istememiz gerektiği üzerinde durur. Kant ahlakı, bir bireysel sorumluluk ve ödev ahlakı anlayışıdır. Sosyal Sorumluluk Mikro ve makro çevre içerisindeki tüm etmenlerin birbirine karşı sorumluluğu olarak tanımlanan toplumsal sorumluluğa sosyal sorumluluk adı da veriliyor. Sürdürülebilir büyüme için” Ne olursa olsun karlılığı artırma” yerine ekonomik çıkarlara yönelik yaklaşım yanında iş ahlakı ile sosyal sorumluluk kavramlarına da önem vermeyi gerektirmektedir. Sosyal sorumluluk “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, gölge etme başka ihsan istemem şeklinde ifade edilebilecek ahlak anlayışlarına tamamen karşıdır.Aynı şekilde haz yani zevk ahlakına da karşıdır. İnsanın tek amacı en yüksek hazza ulaşmak, zevklerini tatmin etmek olmamalıdır. İnsan kendine direkt fayda sağlamayan, kendini direkt olarak ilgilendirmeyen toplumsal sorunlara karşı da duyarlı olmalıdır. İşletmelerin üretim yoluyla topluma ekonomik değer kazandırarak yararlı olma çabaları temel amaçlarından biridir. Bu işlevini yerine getirmesi sırasında hukuksal düzenlemelere ve sınırlamalara uymak zorundadır. Buna karşın iş ahlakı ve sosyal sorumluluk ise toplumca genel kabul görmüş değerlere uymak zorunluluğudur. İş Ahlakı ve Verimlik Firmalarda verimlilik artışının direkt çalışanların sorumluluğunda olduğu göz önüne alındığında iş ahlakının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.Yapılan araştırmalar birey - firma ilişkisinde optimal verim almanın her iki tarafın iş ahlakı olgusuna bakışıyla yakından ilgili olduğunu göstermiştir. Emeğe yüklenilen diğer bir sorumlulukta kalitedir. Emeğin kalitesiise subjektif bir kavramdır. Kalite olgusundaki subjektiflik, olgunun kendi içerisindeki somut ve soyut nitelikler taşımasından kaynaklanmaktadır. Emeğin kalitesinin soyut yönü; tutum, ahlak, değer yargıları, inançlar, normlar, motivasyon nedenleri, güven, saygı, sadakat uzlaşma v.b. özde bireye ve bireysel gelişimdeki etkilere dayanmaktadır. Emeğin kalitesi firmanın karını etkileyen diğer faktörlerden soyutluk özelliğiyle ayrılması nedeniyle soyut yönü oluşturan bu özellikler kaliteyi iş ahlakı ile bütünleştirmektedir. Yönetimde Etik Olmayan Davranışlar Yapılan işin karşılığını vermemek veya eksik vermek, Alanı olmadığı konularda uzman gibi davranmak veya uzmanlıklara saygı göstermemek, işvereni yanıltmak gibi konular yönetimde etik olmayan davranışlardır. Bunları çoğaltmak mümkün. Örneğin: Keyfi davranmak, ben yaptım oldu yöntemiyle resmi tatillerde işçi personeli çalıştırmak ama fazla mesaisini ödememek. Yönettiği birimde liyakate uymamak, kayırmacılık yapmak, işletme içinde işçi personeli ajan gibi kullanarak bilgi toplamak ve bu bilgileri işverene jurnallemek, ispiyonculuğa prim vermek. Kurum kaynaklarını özel çıkarları için kullanmak, çıkar sağlamak,kurumunu değil, bireysel önceliklerini düşünmek, çalışana haksız davranışlarda bulunmak, engelleme yapmak, ilkelere göre değil duruma göre hareket etmek,kendisine güvenilerek verilen şirket veya müşteri bilgilerini farklı amaçlarla kullanmak, tehdit veya şantajda bulunmak, makamını kişiler üzerinde etki/güç kurmak için kullanmak. Söz verdiği gibi davranmamak, Her türlü etik dışı davranışlara göz yummak yönetimde etik olmayan davranışlardır. Yöneticilerden tutum ve davranışlarında açık olmaları, taahhütlerini eksiksiz ve zamanında yerine getirmeleri, aktif rol üstlenmeleri beklenen özelliklerdir. İş Ahlakı Kuralları : Bu kurallar “bir işletmede doğabilecek sorunları ve bu sorunlar karşısındaki tutumları belirleyici nitelikteki kurallar bütünüdür.” İş ahlakı kurallarının başlıca iki özelliği bulunmaktadır. Birincisi bir işletmedeki çalışanların geliştirilip uyması gereken değer ve davranışlara rehber olmak, ikincisi ise iş ahlakına aykırı davranışlara karşı tavizsiz tutumları tanımlamaktır. Firmaları iş ahlakı olgusunu kurumsallaştırmaya iten nedenlerden birisi profesyonel iş yaşantısının zorlamasıdır. Diğeri ise kamu oyunun bu konudaki baskısıdır. Gelişen ve değişen sosyo - kültürel yapı, bireylerin bilinçlenmesi ve bir takım hak ve değerlere sahip çıkma eğilimi, firmaları iş ahlakı kurallarına uymaya zorlayan diğer etmenlerdir. İş Ahlakında Kurumsallaşma Süreci İşletmede belirlenen kurallara uyum sağlamama durumunda yaptırımların olması, birey ve firmaya üzerinde anlaşılan kurallara bağlı olma zorunluluğu getirecektir. Bu nedenle iş ahlakına yönelik kuralların yazılı biçimde hazırlanması ve kurumsallaşması bireylerin tutum ve davranışlarını etkileyecektir. Günümüzde, başarılı işletme tanımı içerisinde yer alan firmalar genel olarak çalışanları arasında ortak inanç yaratabilenlerdir. Bireyin işletmeye ve işletme amaçlarına uyumlu davranacağına dair verdiği güvence onun iş ahlakına uygun tutumda olup olmayacağını gösteren temel göstergelerden biridir. Buna karşın , çalışmaya başlayan bireyin verdiği güvencenin gelişmesini sağlayacak işletme içi mekanizmalar bulunmaktadır. Bu ise yerleşmiş bir işletme kültürüdür. Kurum kültürünün; 1-Tanımlayıcı bir rolü bulunmaktadır. 2-Çalışanlarda işletme ile bütünleşme duygusu yaratır. 3-Firma yararına verilen güvencenin bireysel yarardan daha önemli olduğunu öğretir. 4-İşletmenin sosyal yapısına süreklilik kazandırır. Yerleşmiş bir kurum kültüründe ise genel olarak beş temel nitelikten söz etmek olasıdır. 1- Aynı felsefenin paylaşılması, 2- İnsanların önemli bir kaynak olarak kabul edilmesi, 3- Liderlik, 4- Tören ve kutlamalar, 5- İşletme amaçlarına yönelik beklentilerin net olarak bilinmesidir. Özet olarak konunun taraflarının etik kurallarına uygun davranması yasal düzenlemeden önce, kişinin kendisinin bilinçli davranmasını gerektimektedir. Yasalar yalnızca alenen yapılan yanlışların yasaya aykırılığını önlemekte ancak sorunu tam olarak çözmemektedir. Günümüzde etik davranış artık her alanda sık konuşulduğuna göre herkesin etik konusunda son derece duyarlı davranmaları beklenilmektedir. Cicero'nun Milletler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler ifadesini tersten okuyacak olursak toplum olarak ahlaki değerlerimizi, bilimimiz ve bilgimize yakışır şekilde yaşatırsak toplum olarak gelişir ve muasır medeniyetler düzeyine çıkabiliriz. Neden etik ve neden şimdi ? sorusunun cevabı ise “İş hayatındaki kötü oyuncuların artan şeffaflık ve yüksek etik standartlar sayesinde önce izole edilmesi, sonra da sistem dışına çıkartılmasıdır. Kaynaklar AKTAN C.C. Ahlak Felsefesi, www.canaktan.org Üniversitelerde Akademik Eğitim Kurulları, www.derskolik.com GÜRDAL, Ruhi.İş Ahlakı,TTMagazinDergisi, mayıs/Haziran 2005 Sayı100
* Bu yazı Kaynak Elektrik Dergisi Ağustos 2007 Sayı:219 da yayımlanmıştır.
Bu yazı 1427 defa okundu.
|