|
2006 yılı “KOBİ’ler VE VERİMLİLİK” Kongresinde şu ifadeler yer alıyordu: “ Canlı organizmaların yapı taşları hücrelerdir. Hücreler birleşerek dokuları, dokular birleşerek organları ve organlar da birleşerek sistemleri oluşturmaktadır”. Ülke ekonomisi bir sistem, KOBİ’ler de bu sistemin yaşayan hücreleri iseler, bu hücrelerin sağlıklı olması gerekir. KOBİ’lerin, finanstan pazarlamaya kadar çok çeşitli sorunlarının olduğu bilinmektedir. Ancak en önemli sorun KOBİ’lerimizin verimliliklerinin düşük olduğudur. Bu saptamadan çıkan sonuç şudur: Ülke ekonomimizin sağlıklı olması için, “KOBİ’lerimizin verimli olması şart. Küresel pazarda ön plana çıkan firmalara bakıldığında, hepsinin verimliliklerinin yüksek olması nedeniyle pazarda rekabet edebilir fiyatlara sahip oldukları görülür. Şirket varlığını sürdürmede verimlilik, kalite, maliyet, değişim, hız gibi parametreler kadar önemlidir. Organizasyondaki tüm birimlerin hedefi verimliliğin arttırılması ve katma değeri yüksek üretim yapmaktır. Verimlilik – Etkinlik Kavramları Verimlilik amaçlara ve hedeflere ulaşmakla ilgili, etkinlik ise mevcut kaynakların kullanımı ile ilgili kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. İç içe girmiş ve çoğu kez aynı anlama gelen ifadelerle kullanılan bu iki sözcükten etkinlik; bir işletmede belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için tüketilmesi beklenen kaynaklar ile tüketilen kaynaklar arasındaki ilişki olarak tanımlanır ve tüm girdi ve çıktıların ne derece etkin kullanıldığı ile ilgilenir. Her işletme maliyetlerini düşürmek, piyasalarda tutunmak, rekabet şansını elinde bulundurmak ister. Bunun sadece hammadde/malzeme yada işçilik gibi girdileri ucuz elde etmekle veya daha ucuz makina kullanmakla olmayacağı; maliyetlerde ucuzlatmanın verimlilikten geçtiği, artık her kes tarafından bilinmektedir. Verimlilik ve verimlilik artışı herkesin kullandığı bir sözcük olmasına karşın, kullanan kişinin amacına göre farklı anlamlar içerebilmektedir. Bir makinanada çalışan operatörün verimli olması ile bir öğretmenin ya da mühendisin verimli olması arasında içerik farklılıkları vardır. Verimlilik ; girdilerle çıktılar arasındaki ilişkiyi gösterir. Üretken olma becerisi ile doğrudan ilişkilidir. Üretken olabilme niteliği farklı biçimlerde tanımlanabildiği gibi standart ölçüm yöntemi de yoktur. Vermliliği iki şekilde ölçmek mümkündür. 1-Miktar olarak (nicel) 2-Değer olarak (Katma değer) Nicel Verimlilik Nicel verimlilik; Fiziksel girdilerle fiziksel çıktılar arasındaki miktar ilişkisi olarak tanımlanır. Genellikle tercih edilen analiz yöntemi girdilerle çıktı arasındaki oransal ilişkidir. Bu bizi birim girdi başına üretilen çıktı tanımna götürür. Eğer tek tip çıktı üretiliyorsa çalışan kişi başına veya işçisaati başına yada herhangi bir girdi başına fiziksel oran olarak ölçmede pek fazla sorunla karşılaşılmaz Örneğin: bir işletmede 10 işçi 8 enjeksiyon pres 2000 kg. Plastik hammaddesi ve 100 kwh enerji kullanıyor, Ürün olarak da 100 adet plastik masa üretmiş ise, verimlilik aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. 1- 100 adet masa /10 işçi = 10 adet masa / işçi başına (işçi verimliliği) veya, 2- 2000kg/100 adetmasa =20 Kg.plastik /masabaşına,(hammadde verimliliği) veya 3- 100 Kwh/100 adet masa =1 Kwh.enerji/ masabaşına (enerji verimliliğ) veya 4- 2000Kg./8pres =250 Kg./pres başına (makina verimliliği) Bu şekilde yapılan ölçüm ve hesaplamalar kısmi verimlilik hesaplamaları adını alırlar. Buradaki hesaplamanın yapılabilmesi, üretim planlama ve bu planlardan elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Üretim için ihtiyaç duyulan girdileri ve bunlardan elde edilen ürünlerini ölçmeyen ya da ölçemeyen işletmelerde Üretim verimliliğinin hesaplanmasından söz edilemez. Bu nedenledir ki şu söz çok yerindedir. “ Ölçmediğinizi İyileştiremezsiniz.Ölçmek Bilmek, Bilmek Yönetmektir.” Verimlilik Analizleri : Verimlilik Analizleri ile; üretim planlama raporları gibi nesnel ölçümlerden elde edilecek sonuçların karşılaştırması ve değerlendirilmesi, bir anlamda ürünün maliyetini oluşturan hammadde, malzeme, direkt-endirekt işçilikler, enerji gibi girdilerin paylarının ayrı ayrı hesaplanmasıdır. Buradan hangi girdilerin iyileştirilebileceği daha kolay görülür ve iyileştirme çabalarının sonuçlarının izlenebilirlliğine imkan verir. Bu sayede hem verimlilik hem de verimlilik ölçümlerinden yararlanarak ayrıştırılmış maliyetlerin hesaplanması da daha kolay olabilmektedir. Verimlilik ölçümleri üçe ayrılıyor. 1-Kısmi verimlilik: Üretilen çıktının (Ürün), girdilerden sadece birine oranlanması ile bulunan verimlilik hesabıdır. 2-Çok Öğeli Verimlilik: Çıktıların birden fazla girdi toplamına bölünmesi ile bulunan verimlilik hesabıdır ancak bu yöntem pek kullanılmamaktadır. 3-Toplam Verimlilik (Toplam Faktör Verimliliği): Toplam üretim faktörlerinin (çıktıların) toplam girdilere oranlanması ile hesaplanan verimliliktir. En yaygın olanı kısmi verimlilik hesaplamasıdır. Girdi sayısının ve ürün çeşitlerinin(çıktı) fazla olduğu işletmelerde verimliliğinin ölçülmesi giderek zorlaşır.Çıktılardaki çeşitlilik ve farklı ürünlerin toplanması ortak ölçü saptanmasını ve özel bazı hesaplamaları gerektirir. Farklı çıktıları tek cinse indirgemek için eşdeğerlik yada “eşdeğer ürün” yöntemi kullanılır. Bu sayede her ay işletmenin aylık ortalama verimi, yani kurumsal performansı hesaplanabilir. Eşdeğer Ürün Kavramı Eğer üretiminiz tek tip ölçü biriminden sadece bir kaç malzeme kalemi içeriyorsa bir uçtan diğer uca görünebilirliği sağlamak oldukça kolaydır. Fakat yüzlerce, hatta binlerce malzemenin muhtelif birimlerde ve boyutlarda üretilmesi ve yönetilmesi ise, oldukça karmaşık bir hal alır. Bazıları parti-kontrollü, bazıları koli adedi, bazıları metre, bazıları ağırlık birimi ile ölçülüyor ve yönetiliyor olabilir. Farklı tedarik stratejileri veya özel denetim süreçlerine sahip olabilirler. İşte bu birbirinden farklı olan ve altalta yazılıp toplanamayan ürünler üreten işletmelerde bu ürünleri tek cins altında toplamaya “eşdeğer ürün” yöntemi adı verilmektedir. Ürünlerin her biri için harcanan standart işcilik zamanlarını saptayarak, ürünlere katılan işçilik değeri bazında sınıflandırılması ve dönüşüm katsayılarının bulunması ile, ürünler tek cinse indirgenmiş olurlar. Bu şu anlama geliyor. İşletme o dönemde tek cins üretim yapsaydı üretimi ne olurdu? Üretilen çeşitli ürünleri eş değerinin sanal olarak hesaplanması ile işletmede eşdeğer ürün cinsinden ürün üretilmiş gibi varsayılmaktadır. Uygulanabilmesi zor olmayan bu yöntemin, sadece ürün çeşiti sayısına bağlı olarak standart zaman ölçümlerin zaman alacağı, bununda bir defa yapılacak ölçmeler olması nedeniyle işletmelere fazla yük getirmeyeceği söylenebilir. Bunun için ürünlerin süreç haritalarının çıkartılması bu süreçlerin işçilik sürelerinin (standart zamanlarının) çıkartılması gerekir. Bundan sonrasısı artık basittir. Bir örnekle açıklayalım. Bir işletmede A ürünü 10 işçidakikada, bir başka B ürünü ise 5 işçidakikada üretiliyor olsun. 8 saatde A ürününden( saatde 6 adet hesabıyla) 48 adet, B ürününden ise 8 saatde (saatde 12 adet hesabıyla) 96 adet üretilebilir demektir. A ürünü yerine B ürününü üretseydik her birim işci zamanında B’ye göre iki katı sayıda ürün alabilecektik. Bu durumda haftalık veya aylık raporda dönem sonunda üretilen A ürünleri sayısal toplamını 2 ile çarpıp B cinsinden sayabiliriz. Yani B’ye döştürmüş oluruz. Burada dönüşüm katsayısı 2 olmaktadır. Bir A ürününün B’ye işçisaat cinsinden eşdeğerlik katsayısı 2 dir. Örneğimizde günlük üretim= 48x2 +96 = 192 adet B işçilik eşdeğeri ürün olmaktadır. İşletmede Üretilen ürünler için “standart üretim zamanları” nın hesaplanması ile üretilen cinsler için katsayılar bulunur ve bu katsayılar kullanılarak üretim (haftalık yada aylık dönemler için) eşdeğer ürüne dönüştürülebilir ve bu sanal ürün için harcanan girdilere göre kısmi verimlilikleri hesaplanabilir. Parasal değerin Eşdeğerlik olarak kullanılması: Bazı KOBI’lerin aylık gidişatını satış cirolarına göre izledikleri görülüyor. Ürettikleri farklı cins ve miktarlardaki aylık üretimlerini, ürünün satış fiyatları ile fiyatlandırıp dönem sonunda “gidişatın” iyi yada kötü olduğuna karar veriliyor. Bu yöntemin verimlilik ölçümü ile ilgisi olmadığını hemen belirtmeliyiz. Ancak üretim verimliliği yerine karlılığı izleme adına yapıldığı söylenebilir. Çünkü “verimlilik” ile “karlılık” farklı kavramlardır. İşletme üretiminin ciro olarak değeri üretim verimliliği göstergesi olamaz. İşletmede üretilen ürün değeri içinde girdi olarak hammadde, malzeme işçilik yanında dışarıdan satınalma ile kullanılan bazı parçalar örneğin elektrik motoru gibi parçaların değerleri bu yöntemde doğrudan ürün maliyeti içinde girmektedir. Bu elektrik motorunun üründe kullandığınızı ve ürün değerinin %90’ı mertebesinde olduğunu düşünün. Bir başka üründe ise dışarıdan sadece hammadde alımı var ve emek ilavesi (katma değer) ile-ürün oluşuyor ve hammaddenin değeri toplam değer içinde % 10 emek ise %90 olsun. Bu iki ürünün dönem içindeki sayısal toplamını alıp değerleri ile hesaplanarak bulunan toplamlar bize ne ifade edecektir? Dışarıdan satınalınan ve ürün değerinin %10 emek ilavesi ile üretilen bir ürünü, yine dışarıdan satın alınan ve %90 emek ilavesi ile üretilen bir başka ürün ile (ürünün parasal değerleri ile) nasıl eşleştirebilir nasıl kıyaslayabiliriz? Bu tür toplamlardan giderek işletmenin verimli yada verimsiz çalıştığı yorumu yapılamaz. Olsa olsa karlı ya da az karlı bir dönemden sözedilebilir o kadar. Gelmek istediğimiz nokta şudur: İşletmede verimlilikten söz edilecekse ürüne katılan değerin yani katma değerin ölçülmesi ve bir önceki dönemin katma değeri ile karşılaştırılması/ yorumlanması bir verimlilik göstergesi olarak kullanılabilir. Verimlilik için ölçüm ve hesaplamalarını her ay yapan işletmeler, çıktı çeşitleri ne kadar çok ve farklı olursa olsun “eşdeğerlik katsayılarını” kullanarak çıktılarını toplayabilir ve girdilerine göre elde ettikleri çıktıları dönem dönem hesaplayabilirler. Böylece işletmelerinin gidişatı ile ilgili yorum yapabilirler. Verimlilik Neden Ölçülür? Bir denetim aracı olarak verimliliğin ölçülmesindeki ana nedenler şunlardır; – Kontrol – İyileştirme – Strateji belirleme ve uygulama – Yönetime bilgi sağlama Ülkemizde işgücü verimliliği Avrupa ülkelerine göre çok düşüktür. Bir dönem Japonyada Taichi Ohno adındaki makina mühendisi de kendi ülkesnde otomobil sektöründeki işçileri için bu tespiti yapmış. Ohno şöyle diyor:”Bir gün Alman işçilerin bireysel üretkenlikte Japonlardan 3 katı fazla olduğunu, Amerikalı işçilerin de Almanların 3 katı üretim yaptığını duydum.Bunun anlamı Japon ve Amerikan işgücü arasındaki farkın 1’e 9 olması demekti. Ama bir Amerikalının biz Japonlardan 9 kat daha fazla fiziksel güç harcaması mümkünmüydü? Bu bana olacak şey gibi görünmüyordu. Açıkca ortadaydı ki bizJaponlar birşeyleri boşa harcıyorlardı... Bu israfları ortadan kaldırabildiğimiz takdirde üretkenlik istenen ve hedeflenen düzeylere çıkabilirdi.” Bu israfları ortadan kaldırabildiğimiz takdirde üretkenlik istenen ve hedeflenen düzeylere çıkabilirdi.” Ohno’nun Japonlar için saptadığı bu gerçeği, çalışarak, israfı yok ederek, verimliliği yükselterek aşmış ve Japonlar dünyada söz sahibi bir ülke haline gelmişlerdir. Özellikle emeğin yoğun olarak kullanıldığı sanayilerde iş gücünden daha iyi yararlanabilmek için işletmelerde üretim, organizasyon ve yönetim konularında gereken çaba gösterilmelidir Verimlilik ölçümü, bir değişim ve iyileştirme stratejisi olarak ele alınmalıdır. Şirket yönetimi açısından verimlilik ölçümüne, Verimlilik Yönetimi Sürecinin bir parçası olarak yaklaşmak gerekir. Şirketlerde verimlilik artışını sağlamak için yürütülen çalışmalar içine, her düzeydeki çalışanda verimlilik bilincini yerleştirmek ve verimlilik esasına göre faaliyetleri yürütmenin alınması gerekir.
Bu yazı 1101 defa okundu.
|